Katliam Dönemine girerken...
Av sezonu (!) nedeniyle
Türkiyenin yeşil ve mavi sahaları artık güvenli değil,
yaban yaşamı için...
Çünkü birileri hazırlık içinde..
Tüfekler hazırlanıyor, yağlanıyor..
Dolapta bekleyen arazi kıyafetleri ortaya dökülüyor..
Fişekler, yuvalarına tek tek diziliyor..
Havada kan kokusu var..
Yaban yaşamının hiçbirşeyden habersiz
canlıları neşe içinde koşuyor, uçuyor,
yavruları ile koklaşıyorlar..
Oysa, bilmiyorlarki, birkaç adım ötede, doğayı
beraber paylaştığı köylü bir avcı, duvarındaki
çiviye kayışından asılmış çifteyi indirdi,
ve yağladı...
Sonra da ışığa namlunun içinden baktı..
ölüm kanalının parlaklığı gözlerine yansıdı..
Kameralı ve 4X4'lü,
daha profesyonelleri ise , masum yaban yaşamına tuzaklar kurup,
saldırı hazırlığındalar..
Yasak olmasına rağmen, yemlemeler yapılmış ve teypler
kurulmuş olmalı şimdiden..
Köpeklerin eğitimleri de tamam..
boşuna mı beslendiler.yumurta ve peynirle,
Şimdi,sadakat duygusuyla içiçe geçmiş ve hiç
anlayamayacakları güdümlü takip ve ihanetlerin zamanı!
Efendileri öyle yetiştirdi çünkü..
Acemi silahşörlerin arada sırada keklik diye kendi köpeklerini
vurduğu da sık rastlanılan bir şey..
Olur böyle şeyler..
Başka çare yok..
İş kazası..
Siz hiç, kendi kendine bir köpeğin bir çulluğun veya
kekliğin peşinden gittiğini gördünüz mü?
Buda işin başka yönü..
Ve; Zamanı geliyor öldürmenin o dayanılmaz zevkinin..
Barut kokusu da özlenen bir bağımlılık..
Cinayetlerini, "Tabiatın hasatını toplamak,yaban yaşamını
öldürerek çoğaltmak ve korumak"
diye ironik bir anlatımla savunmaya çalışanlar
düşünmüyorlar ki, herşeyi tartışılamaz bir denge,
gereklilik ve self selection temelinde muhteşem bir şekilde
yaratmış tabiat ana ,hayret ki nasıl bunu düşünememiş ve
görevi avcılara devretmiş!
Buna kargalar bile gülmez..
Tabiat ana bunu milyonlarca yıldır yapıyor..
Geçin efendiler!
Köylerde, sadece yiyebileceği kadar vuran,
ya da İstanbulda okuyan çocuğunun tahsil parasını
birkaç dönüm tarlasından elde edeceği ürünle ödemeyi planlayan ve
ürününü korumak adına sabaha kadar elinde tüfekle
domuz nöbeti tutanları ( gönlümüz asla kabul etmese de ) hadi bir nebze tenzih ettik diyelim..
Ama öte yandan,
"Curnata" diye tabir ettiği bir av sonrası,
ölü kuşlarla 196 yazıp bu
vahşeti ,pişkin ve sırıtkan edayla resim çektirerek albümüne koyan,
doktor'a ne demeli?
Ya da,
Afrika'da, Asya'da,yüzbinlerce dolarlık,
vurulması yasak ve koruma altındaki hayvanların bile
katledildiği ölüm turlarına katılanlara ne demeli?
Tur organizatörlerinin herşeyi düzenleyip,
profesyonel tur rehberlerinin avı bulup ,sadece çadırından
tetiğe basması için çağrılan sözde "büyük avcılar"
nasıl yorumlanmalı kişilik olarak?
Aslında kim av kim avcı gerçekte?
Avlanan doğal hayatımız mı, egolarımız mı?
Kim Yürekli?
Kim Yüreksiz?
Evet, sezon başlıyor..
Avcıların sık kullandıkları bir tabirle,
"Rasgelmesin!"
M.Erol
......................
İlkel insanlar sadece ihtiyaçları için avlanıyorlardı !
Şimdiki İlkeller ise Sadece Zevkleri İçin !






Twitter
Myspace
Digg
Del.icio.us
Reddit
Yahoo
Newsvine
Googlize this
Facebook
Yaban yaşamının hiçbirşeyden habersiz
canlıları neşe içinde koşuyor, uçuyor,
yavruları ile koklaşıyorlar.. (özellikle bu son cümle)
.....VE
Yasak olmasına rağmen, yemlemeler yapılmış ve teypler
kurulmuş olmalı şimdiden (bu cümle)
1-) Av sezonu memelilerin ve kuşların yumurtlama ve yavrulama,yavruların büyüme yetişkinliğe erişme süresinden sonra açılıyor.Yani hayvanların yanında hala yavru denebilecek bir hayvan olmuyor.
2-) Belgeli ve lisanslı (ve de vicdanı olan) avcı 2. cümledeki gibi yasak olan yemleme,teyp kurma gibi şeyleri asla yapmaz.Burada özellikle gerçek avcı ile bohçacıyı-katili birbirine karıştırmamanızı rica ediyorum. Teşekkürler!