DİYARBAKIR çocuk ve genç nüfusunun en yoğun olduğu illerden birisi. Bu çocukların bir kısmı sokaklarda başıboş gezerek, bir çok şeye zarar veriyor. Zarar verdiklerinin başında sokaklarda yaşam savaşı veren hayvanlar geliyor. Derneğimize ve belediyeye, vatandaşlardan çocukların hayvanlara uyguladıkları şiddet ve acımasız davranışlar ile ilgili sık sık şikayetler gelmektedir. Yavru kedi ve köpeklere kulaklarını, kuyruklarını keserek acı çektirme, hayvanları tekmeleme, dövme ve hatta gözlerini oyma gibi şikayetler bunlardan bazıları.
Özellikle kentin kenar semtlerinde oturan çocukların şiddete daha fazla eğilimli olduklarını görüyoruz.
Zaman zaman yollarda ya bir köpeği ya da bir eşeği boynuna ip bağlayıp, ellerinde sopayla vurarak götürmeye çalışan, çocukları bizzat görüyorum. Bu tür bir olayla karşılaştığımda elimden geldiği kadar hemen müdahale etmeye çalışıyorum. Tahmin edeceğiniz gibi pek hoş olmayan durumlarla karşılaşıyorum.
Böyle bir olayla geçen gün yine karşılaştım. İşten çıkmış eve giderken, üniversite yolunda, köprüye yakın bir yerde, 7-8 çocuğun bir eşeği zorla, döverek götürdüklerini görünce hemen müdahale etme gereğini duydum. Çocukların yanına gidip neden eşeği çekiştirdiklerini, hayvana acı çektirdiklerini, hemen bırakmaları gerektiğini söyledim. Her zamanki gibi bu eşek bizim, eve götürüyoruz yalanını söylediler. Eşeği tek başıma çocukların elinden alamayacağımı anlayıp Belediyeyi ve Polisi aradım. Ekip göndereceklerini söylediler. Çocukları bir süre takip ettim. Kültür Müdürlüğünün de bulunduğu, restore edilen eski cezaevi ve kilisenin bulunduğu bölüme girdiklerini gördüm. Bir süre sonra belediye aracı geldi. 2 çalışanla birlikte eşeği aramaya başladık. Eşek çocuklar tarafından binalardan birindeki bir merdivenin altına önü tahtalarla kapatılarak bırakılmıştı ve çok korkmuş bir hali vardı. Eşeği alıp arabaya götürürken aralarında eşeği oraya getiren çocukların da olduğu 20-30 çocuk koşarak geldi ve eşeği vermeyeceklerini bize saldırarak söylemeye başladılar. Çocuklarla bayağı bir didişmeye başladık ve ben yine polisi aradım. Polis gelmezse en hafifi arabalarımıza zarar vereceklerini biliyorduk. Ne yazık ki polis bir türlü gelmedi.
Biz de Kültür Müdürlüğünün güvenlik görevlisinden yardım istedik. Görevli çocukları uzaklaştırmaya çalışırken biz de eşekle birlikte yola çıktık ancak tahmin ettiğimiz gibi çocuklar büyük taşlarla arabalarımıza ve bize saldırmaya başladılar. Durup büyük bir öfkeyle arabadan indik ama çocuklar kaçmıştı. Ne oldu diye gelen büyüklerin tavrı da ne yazık ki çocuklardan pek farklı değildi. Bu çocukların neden böyle acımasız yetiştirildiğini anlamak büyüklerinin tavrını görünce kolaylıkla anlaşılabiliyor. Çocuklardan önce ailelerdeki yetişkinleri eğitmemiz gerektiğine inanıyorum.
Geçen yıl Karacadağ civarında bir köyde doğum yapamayan sahipsiz bir eşek için köylülerin seferber olması, basın dahil herkesi aramaları, eşek için samimi üzüntüleri beni çok duygulandırmıştı. İnsanlar köylerinde yaşarken hayvanlara karşı daha duyarlı oluyorlar. Köyden kente gelenler ne yazık ki ne köylü ne de kentli olamıyor,arada bir yerde sıkışıp kalıyor ve acımasız hayat şartlarına ayak uydurabilmek için acımasız olma yolunu seçiyorlar. Bu acımasızlıklarını da hayvanlar savunmasız olduğu için, ilk olarak onlar üzerinde gösteriyorlar.
Köpekleri Belediye topluyor, Bakımevine götürülüp rehabilite edildikten sonra, yine alındığı sokaklara Belediye ile birlikte bırakıyoruz. Kısırlaştırılan ve insan eliyle bir süre beslenmeye alışan ve uysallaşan bu hayvanlar sokaklarda bu acımasız çocukların elinde işkence çekiyorlar.
Düşünüyorum da bu köpekleri insanlar için rehabilite etmemiz güzel de, aslında bu çocukların ve ailelerinin de rehabilite edilmeleri, topluma faydalı insanlar olarak yetiştirilmeleri çok daha önemli.
Bu olayda birkaç şey beni çok üzdü; Yolda eşeğin çocuklar tarafından eziyet edildiğini gören, hiçbir şey yapmadan gelip geçen insanlar. Çocukların her şeyi yapabilecek ruh halinde olmaları. Büyüklerinin çocukların yaptıklarına gülmeleri ve normal görmeleri.
Büyükşehir Belediyesine buradan sesleniyorum. Bu sahipsiz eşekleri barındırabileceğimiz bir barınak çok acil olarak yapılmalı. Şehrin sokaklarında bile görülen bu eşeklerin bırakılabilecekleri bir yer mutlaka olmalı. Zarar gördükleri bir yerden alıp, zarar görebilecekleri başka bir yere bırakmak çok anlamsız.
Son olarak Roosevelt’in çok güzel bir sözünü hatırlatmak istiyorum; “Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır.”
SEVGİ EKMEKÇİLER
HAYVAN HAKLARI FEDERASYONU
YÖNETİM KURULU ÜYESİ





Twitter
Myspace
Digg
Del.icio.us
Reddit
Yahoo
Newsvine
Googlize this
Facebook