Reklam

HAYTAP Çevre Bakanlığı'na Dava Açtı !

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

 ÇEVRE ve Orman Bakanlığı’na bağlı Merkez Av Komisyonu’nun (MAK), 16 yıldır haftada 3 gün olan av kotasını salı gününü de ekleyerek 4 güne çıkarmasına ilişkin kararı, mahkemelik oldu. Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP), Bakanlık aleyhine Danıştay’da dava açtı. Federasyon, komisyonun 26 Mayıs’ta bıldırcın ve üveyik avını haftada 4 güne, günlük av limitini de 4’ten 6’ya çıkaran kararın yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini istedi. Dava dilekçesinde, “Bu karar, bakanlığın, hayvanların değil, keyif sporu yapan insanların yanında olduğunu göstermektedir” denildi. HAYTAP Başkanı avukat Ahmet Kemal Şenpolat tarafından yapılan başvuruda, MAK’ın hiçbir bilimsel gerekçeye dayanmadan, gün sayısını artırdığı iddia edilerek, kararın “yüksek lobicilik baskısı”yla alındığı savunuldu. ( HURRİYET)

Bekir Coşkun konuyla ilgili ne yazmıştı . Lütfen Tıklayın

Haytap Daha önce sessiz sedasız alınan bu kararı web sitesinde duyurmuştu. Lütfen tıklayın

Basında konuyla ilgili çıkan diğer haberler için tıkllayın







Geridönüş(0)
Yorumlar (3)Add Comment
Teşekkürler..
yazar Aytuğ Elmalı, Aralık 28, 2010
Gerçekten çok yerinde bir girişim. =) Devamını bekliyoruz...

Bir kampanya başlatsak ve federasyonca hazırlayacağınız örnek bir mektubu hep birlikte sivil toplum kuruluşlarına, MAK ve hükümet yetkililerine, avcılara, medyaya vs.. iletsek.. Akşamları haberlerde birkaç kelime ile bilgilendirme çalışmalarımıza yer verilse... Bir kuşun, bir ceylanın hayatını bir film haline getirsek, afişler bastırsak.. Nasıl korktuğunu hissettirebilsek, hayatının kalanını nasıl etkilediğini yansıtabilsek.. Gönül çok şey istiyor..)

Bende avcılara ve MAK yetkililerine ilettiğim aşağıdaki mektubu sizlerle paylaşmak isterim. Saygılarımla,
_________________________________________

İyi Günler,

Yaşadığımız bu harika dünyada gördüğümüz, göreceğimiz ve görmeye ömrümüzün yetmeyeceği o kadar çok doğal güzellikler var ki... Saymakla bitmez... Tabii ki canlılar da bu sistemin baştacı.. Her biri başka bir renk başka bir ahenk..

Keşke tavşanlara, geyiklere, kekliklere, ceylanlara vs.. baktığımızda hepimizce görülen güzel bir sevgili ve ötüşlerde duyulan insanı mest eden sevgilinin eşsiz sesi olsa... Bir ördeğin yeşil başı, göle dalışı, kalkışı ve havada süzülüşü veya o muhteşem gözleri de çarpan bu kalplere baktığımızda fark edilse... Bu güzellikler iki keklik yada yeşil başlı ördek gibi türküleri çağrıştırsa…

Ceylanların pınardan su içişi, kekliğin gözlerinden geçen o naif siyah çizgi de yok baktığımızda göze çarpanlar arasında.. ‘Sülün gibi delikanlılar’ da yok muhabbetlerimizde, sadece benzetmelerde kalmış..... Edebiyatta bakışıyla sevgiliyi çağrıştıran naif gözlü ceylanlar ve geyiklerde kurşunlarla ve ölümle anılıyor meclislerimizde…

Güzellikleri ölümsüzleştirmek, doya doya izlemek ve bir ömür boyu birlikte yaşamaktan ziyade doğal ortamında yaşayan bu sevimli canlıların hayatına son verme ve etinin tadına bakma mücadelesi hakim olmuş düşüncelerimize…

Öldürdüklerimiz bir tarafa, kaçıp kurtulan ve hala çarpan yürekler ise muhtemelen yaşadıkları kötü deneyimi; tanıdıklarını kaybetmenin acısını, feryadını ve görüntüsünü, barut kokusunu ve silah sesini bir ömür boyu hatırlayacaklardır. Ölüm korkusu ve kan kokusu hep kol gezecek; zihinlerini ve ruhlarını rahatsız edecek.. Belki fiziksel bir yaralanma ile bir ömür geçirecek.. Peki bu hayatlar nasıl şekillenecek??

Biliyoruz ki doğada yaşayan canlıların yaşam hakkı da bizimkiler gibi kutsaldır.. Dolayısıyla, doğal ortamda yaşayan her canlının hayatına ve yaşam hakkına da saygı gösterilmesi gerekir..Uzaylılar gelse ve bizleri bir zevk veya etimiz uğruna avlasa??.. Hatta kendi gezegeninde bu iş için lisans almış olsa bile bu bizim için neyi değiştirir ki??

Yani lisanslı ve lisanssız avcı ayrımı da bu noktada bir dereceden sonra bir anlam ifade etmiyor. Lisanslı avcılar silahını bazı türlere, belirli dönemlerde ve kurallar altında çekse de sonuçta öyle yada böyle canlıların hayatına gereksiz yere kastediyorlar...

İnanıyorum ki herhangi bir canlının yaşam hakkı bir zevk uğruna elinden alınmamalı, herhangi bir ücret karşılığında, az yada çok, parayla veya pulla lisansa bağlanmamalı ve alınıp satılmamalıdır. Doğal ortamında yaşayan ruhu olan, sevinen ve acı çeken, gülen ve ağlayan bir varlığın hayatını bir lokma et veya bir zevk uğruna sona erdirebilmek için bir fiyat biçilmemeli...

...
yazar jules verne, Haziran 29, 2010
Hele şükür birileri sahip çıktı şu işe. gözle kaş arasında on binlerce hayvan telef olacak eğer bu dava kazanılamazsa

cesaret cesaret cesaret..........
...
yazar asistan, Haziran 29, 2010
Haytap'ı tekrar tekrar kutluyorum. Ellerinize kalemlerinize sağlık. Federasyonca sadece kedilerin ve köpeklerin peşinden koşulmadığını bir kere daha ispat ettiniz

yok olsun bu silah karteli !

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
Son Güncelleme ( Cumartesi, 03 Temmuz 2010 21:37 )