Reklam

Bekir Coşkun


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvanlar/yunuslar/wall0008_500_375.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Yunusları Vuracaklar - Bekir Coşkun

Yunusları Vuracaklar - Bekir Coşkun


SİZE bir haber:

Yunusları vurmayı düşünüyorlar. Ege'de, Marmara'da, Akdeniz'de, Karadeniz'de.


Tarım Bakanlığı'nın bürokratları, balıkların azalmasını yunusların onları yemesine bağladılar.

Yunusları bilirsiniz; insan gördüğünde sevinen, denizde tanıştığı insanlara -kendine göre- küçük bir gösteri yapmadan edemeyen, ailesiyle gezmeye bayılan akıllı ve sevimli yaratıklar.

Ama balıklarımızı yiyorlar (!) ve vurulmaları gerekiyor.

*

Oysa bu doğru değil.

Balıkları tüketen Tarım Bakanlığı'dır.

Bakın:

Geçtiğimiz günlerde, bu denizlerin tek koruyucusu Sahil Güvenlik, Marmara'da balıkçıları denetledi.

Birçok yasadışı uygulamaya el koydular.

Misal; ışıkla avlanmak buralarda yasaktır. Çünkü denizin dibine sarkıtılan büyük şok ampuller bir anda yakılarak tüm canlıların gözü kör edilir ve sonra toplanan toplanır. Ama artık kör olan milyonlarca yavru balık öyle kalır.

Yine misal; trol ile avcılık, balık neslinin tükenmesi üzerine belli yerlerde yasaklanmıştır. Çünkü trol avcılığı denizin dibini kazarak, canlıların yuvasını yok ederek yapılan bir avcılık türüdür.

İşte denetimlerde, tüm bu ahlaki olmayan ve yasadışı avcılık yapanlara İstanbul Tarım İl Müdürlüğü'nün ruhsat verdiği saptandı.

Tümü resmi kayıtlara geçirildi.

*

Sahil Güvenlik mensupları; gece-gündüz çalışarak bu ülkenin gerçek bekçileri ve gerçek yurtseverler olduklarını kanıtlayarak, ahlaksız ve yasadışı uygulamalara el koydular.

Sanki dış tehditler yetmiyormuş gibi bir de içerden bu cennet ülkeye ihanet edenlerle mücadele etmek var yazgıda...

*

Sonuçta; yasadışı ve ahlaki olmayan avcılığa izin vererek balık neslini kurutan Tarım Bakanlığı, şimdi ‘Balıkları bitiriyorlar' diye yunusların avlanmasına izin vermeyi düşünüyor.

Bu haksızlık.

Bunu yaparlarsa, onları tüm dünyaya şikáyet ederiz.

Akılsız kararlarla, çeşitli çıkarlarla balık türlerinin tükenmesine neden olup sonra suçu yunuslara atmak...

Ve onları ölüme mahkûm etmek...

Haksızlık...

25 Nisan 2004

Bekir COŞKUN bcoskun@hurriyet.com.tr


 

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvan_dovusleri/pitbull_sevgisi_cocuklu_494_329.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Pitbull ve İnsan ! Bekir Coşkun

Pitbull ve İnsan ! Bekir Coşkun

BİR pitbull gördüğümde, önce onun sahibine bakarım.

Korktuğum pitbull değildir.


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvanlar/kopekler/anneyavrukopek2_559_605.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Anne... (2) - Bekir Coşkun

Anne... (2) - Bekir Coşkun

O gece sabaha karşı yağmur-şimşek-fırtına sesi ile uyandık. Bu yazın ilk şiddetli yağmuru yağıyordu Cunda’nın üzerine.

İlk aklımıza gelen, yandaki tarlanın ortasında yavruları ile yatan anne kangal oldu. Andree ile ayakkabılarımızı bile giymeden fırladık.

Yoldan denize doğru bir dere oluşmuştu, tarla ise sanki göl. Ve anne, yavrularının etrafında hızla dönüyor ve bağırıyordu. Onun o sesini belki de hiç unutamayacağım. Havlamak ile ağlamak arasında, yardım mı isteyen, yoksa tehlikeye karşı koyuş mu, bir annenin çığlığı ki...

Arada bir yandaki binanın saçağının altına koşuyor, yavrularına buraya gelin der gibi dönüp bakıyor, sonra yıldırım gibi onların yanına dönüyordu.

Yavrular ise ilk kez tanıdıkları yağmur karşısında şaşırmış, su birikintisinin içinde çırpınıp duruyorlardı.

Anne bizi görünce bir bize doğru, bir yavrularına koşmaya başladı.

Onları kucaklayıp alt kattaki bizim atölyeye taşıdık, havlularla kuruladık, bir minderin üstüne altısını dizdik.

Hemen uyudular...

Anne kapının aralığından bizi izledi, yavrularına kötülük yapılmadığından emin olduktan sonra sokulup kuyruk sallayarak, giysilerimizi öperek, muhtemel bir başka tehlikeyi mi önlemek istedi, yoksa teşekkür mü etti, bilemeyiz...

* * *

Bütün mahalle onları sevdi.

Firuzan Hanım (şair Orhan Veli’nin kız kardeşi), ressam Özen Tokatlı, heykeltıraş Sakine Özkan, komşularımız Ümmiye ile Musa, Seyhan ile Nazik,"Kaptan"ın eşi Kübra Hanım, Ayvalık eşrafından Rıza Bey...

Mahallede oturan genç-yetenekli veteriner Furkan Kamburoğlu tüm aşı ve testlerini yaptı.

Mahallenin tek emekçisi sevgili Hayrettin’in gözü bebeklerde.

Bir gece yine sabaha karşı yavrular ağladığında, komşumuz Nurcan Hanım ile Andree’nin yan yana tarlanın ortasına doğru yardıma koştuklarını görmüştüm.

(.........)

Sonra ne olduğunu size haftaya anlatırım.

Bize gelince; bu mahalleyi artık daha çok seviyorum. İyi insanları burada toplamışlar sanki. Her birinin boynuna sarılıp yanaklarından öpmek geliyor içimden. Bu insanların arasında olmak, onlara selam vermek, her sabah merhametli yüzlerini görmek ve boyunlarına sarılmak...

Kimi zaman bir taşın üzerine çıkıp bağırsam diyorum:

"Sağolun komşular..."

İşte; bir anne köpek ile yavruları bizi böyle yaptılar...

BEKİR COŞKUN

HURRIYET

14/09/2008



Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Anne...(1) - Bekir Coşkun

Anne...(1) - Bekir Coşkun

CUNDA’da onu evin önünde ilk gördüğümde ağzında çöplükten aldığı bir ekmek parçası vardı. Kimse ekmeğini elinden almasın diye etrafa bakınarak, adeta küçülerek ve sinerek gitti.

Arka sokakta bir inşaatta yavrularının olduğunu söylediler.

Sonra göz göze geldik; bir kangal.



Buralara nasıl gelmişse, kulaklarını kesmişlerdi, yüzünde inanılmaz bir korku ve hüzün vardı. Alttan alttan bakarak "Yavrularım var, bana dokunmayın" der gibi kuyruğunu salladı.

(Bu durumlarda nedense ben de bir yerimi sallamam gerektiğini düşünürüm sanki.)

Bir süre sonra arkasında yuvarlana yuvarlana yol alan altı kişilik minik ordusu ile çıkageldi:

Altı tane uzun kulaklı av köpeği...

Andree, "Bak nelerimiz oldu?" diye müjde verdi. Baktığımda, buzluğumun kapağının yarısını paylaşıyorlardı.

*

Ben hiç böyle "anne" görmedim.

Acından geberse, yavruları yesin diye verilen yemekleri yemedi, kenara çekildi ve onlar doyduktan sonra kalanlarla yetindi. Geceleri el-ayak çekildiğinde bebeklerini boş arsaya çıkartıp nasıl eğittiğini uzaktan izledik. Anne, yavrularının sokakta kalacağını biliyormuş gibi, önce onlara çöp bidonundan yiyecek bulmayı öğretti.

Birisi bebeklerini sevdiğinde mutlu mutlu kuyruğunu salladı, hayvan sevmeyen birisini hissettiğinde, bebeklerini alıp gitti.

İnsan ya da başka bir canlı...

Bir annenin yüreğindeki şefkat, sevgi, korku, endişe ve koruma duygusu, bu kadar mı akıl almaz olurmuş?..

*

Şu an itibarıyla bebekler biraz daha büyüdüler...

Eşya taşımayı sevdikleri için, sabah kalkanlar kapılarının önünde değişik ayakkabılar bulabiliyorlar. Plajdakiler terlikleri ceplerinde dolanıyorlar. Önceki sabah bizim bahçede yarımşardan iki adet gözlük kılıfı vardı.

Sabahları yandaki arsa kalabalık oluyor. Herkes selamlaşıyor ve terliklerini aramaya devam ediyorlar.

Ama bizim mahalle onları sevdi.

Hepimizde "Panjurlar kapatıldığında ve herkes gittiğinde ne olacaklar?" burukluğu var. Sokaklarda aç kalacaklarını, ya belediyenin gelip onları öldürmesi olasılığını "insan" olarak bizler biliyoruz.

Haftaya size devamını yazarım.

Onlar bir aile.

Şimdilik her şeyden habersizler.

BEKİR COŞKUN

HURRIYET 07/09/2008



Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Bekir Coşkun Haytap Temsilcimiz İçin Yazdı

Bekir Coşkun Haytap Temsilcimiz İçin Yazdı

Yüreği kale kadınlar...

DAĞDAKİ ormanda bir kulübe...

Etrafını kırık dökük tellerletenekelerle çevirmişler, telin içinde irili ufaklı, bebek-anne, her cinsten köpek...

Kulübeden çıkan genç bir kadın bitkin, kovanın dibindeki son artık yiyecekleri de köpeklere veriyor...

Ve ağlıyor...
“Bu son yemeğimizdi” diyor, gözlerini silerken...

Kendisi ise üç gündür aç...
Çünkü açlık grevinde..

O solmuş kadın üç dil biliyor...

Turizm eğitimi almış, İngiltere’de ve Almanya’da oturma hakkı var. Ailesi tanınmış ve saygın...

Muğla’nın Ortaca-Köyceğiz bölgesinde, yazlıkçıların giderken terk ettikleri anne-yavru köpekleri toplayıp ormana attıklarında, o kadın yurtdışına gitmek üzereyken bavullarını atıp peşlerinden gitti.
Köpekleri topladı, gece o kulübeye sığındılar...

Evlerde büyümüş, eskiden birer sahibi olan, çocuk arkadaşlarını özleyip arayan köpekler ağladı, Türkan ağladı o gece...

Ortaca Belediyesi’nin merhametli başkanı onlara yardım sözü verdi, önceki gün...

Türkan Dağdelen ve köpekleri, o ormanın içindeki kulübede bekliyorlar, sadece yaşama hakkını...

Ben ise; bir kadın gördüğümde; neden kedi yavrusu gibi  sokulmak sığınmak istediğimi şimdi daha iyianlıyorum...

Onların yüreğindeki sevgi, aslında insanlık sınırını korumaya çalışan birer kale gibi...

Ve gücünü yitirenler, korunmaya muhtaç olanlar, acı çekenler, vicdansızlığa-merhametsizliğe yenilenler, o kalelere sığınıyorlar...

Kedi-köpek yavruları dahi...

Muğla ormanlarındaki küçük kulübede, insanlık sınırının dev sevgi kalelerinden biri yükseliyor aslında...

Ve insanlığın bittiği sınırda direniyor, bir kadın tek başına...

Bekir Coşkun

11 Nisan 2010 
HABERTURK
















































































Son Güncelleme ( Perşembe, 22 Nisan 2010 23:21 )

Sayfa 1 > 14