Reklam

Haytap Kitap

Hayvan Hakları Savunucularının kütüphanelerinde bulunması gereken ve mutlaka okuması gerekli olduğunu düşündüğümüz kitapları bilgilerimiz dahilinde burada yayınlayacağız. Yeni kitaplar çıktıkça , ya da sizlerden tavsiye geldikçe burada yayınlayacağız. Yabancı dilden çeviri olan kitapları okurken yayınevlerini özellikle belirtmeye çalışıyoruz. Kimi zamanlar o kadar kötü bir tercüme ile kitaplar piyasaya sürülüyor ki , yazarın vermesi gerekli asıl duygu yok olup gitmektedir. Özellikle bir kaç yayınevinden birden çıkan aynı kitap için tercümesinin çok dikkatli çevrildiğini tesbit ettiklerimizi yayınevleri isimleri ile birlikte veriyoruz. 1- VAHŞETİN ÇAĞRISI..............Jack London..ODA YAYINLARI Bir köpeğin kurt aslına dönüşümü mükemmel bir anlatım ve Kuzey Amerikanın vahşi doğasında bir köpeğin ve insanın gözünden hayata bakışları en müthiş gözlemle anlatılmakta. Kitabın son sayfalarında bir düğüm gelip boğazınıza yapışacak. Özellikle kitabın son paragrafı dünya edebiyat literatürüne girmiş başyapıt cümleleri içerir. Bu kitap , dünyada her zaman okunması gerekli en önemli on kitap arasında her yıl açıklanan listelerde muhakkak vardır. 2- BEYAZ DİŞ ................... 3- SEVGİNİN KATIKSIZI........... Sirklerde yaşanan dramın perde arkasını , birbirlerini çok seven bir denizci ile köpeğin insanların para kazanmak üzerine birbirinden zorla ayırmaları sürükleyici bir dil ve insanın özüne yabancılaşması için en önce okunması gerekli kitaplardan biri olduğunu düşünüyoruz. 4- KAFESLER BOŞALTILSIN....... ......İLETİŞİM YAYINLARI 5-... 6- HAYVANLARIN EN GÜZEL TARİHİ...PASCAL PICQ..İŞ BANKASI YAYINLARI 7- BEKİR COŞKUN.......PAKOYA MEKTUPLAR 8- AZİZ NESİN.........HAYVAN DEYİP DE GEÇME

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/kitap_poster_brosur/miyasenin_kuzulari_357_537.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Miyase'nin Kuzuları - Prof. Dr.Üstün Dökmen

Miyase'nin Kuzuları - Prof. Dr.Üstün Dökmen

Hayvanlar Dünyasından İnsanlık Durumları ve Dersleri

Üstün Dökmen bu romanda birebir yaşadığımız ve yaşam boyu karşılaşacağımız toplumsal ve psikolojik açmazları, hayvanların gözünden ve dilinden mercek altına alıyor; ne denli verimli ve yaratıcı olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Olan bitenin hayvanlar üzerinden okura aktarılması, yaz sabahlarında sisler içinde kalan ovalar gibi buğulu ve büyülü bir atmosfer yaratıyor. Romanın sonunda bu sis dağılacak, belki çiy taneleri gibi birkaç damla yaş kalacak gözlerimizde...

 

Edebiyat / Roman
REMZİ KİTABEVİ
Yayın Yılı: 2009

 


 

 


Bu kitap Silivri'de yaşanan sel felaketinde hayvan bakımevinde bulunan  hayvanların kurtulmasına destek olan arkadaşlara adanmıştır.

Haytap ailesi olarak bu kitabın sizlerce de okumasını, onların dünyasına onların bakış açısı ile görmemiz gereken enfes gözlemler... Türkiye'de Hayvanlar edebiyatında kilometre taşlarından bir tanesi.

Üstün Dökmen'in harika kalemi nefeslerinizi kesecek..Kitabın sonu ise beklenmedik sürprizle sizi şaşırtacak ve üzecek...

 


Son Güncelleme ( Cuma, 03 Şubat 2012 14:10 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/kitap_poster_brosur/son_ada_z_livaneli_300_438.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Son Ada - Zülfü Livaneli

Son Ada - Zülfü Livaneli

Dünyanın en güzel adalarından birinde kendi halinde mutlu bir şekilde yaşayan insanlar ve onlarla birlikte yaşayan hayvanlar adaya bir gün herşeyi ben bilirim , ben kontrol ederim diyen bir "başkanın " gelmesiyle sarsılırlar. Gerek cesaret edip ona ses çıkaramayanlar gerekse yaşadıkları eko sistemin bütünlüğünün farkında olmayan ada halkı da suçludur aslında.

Önce martılara karşı savaş açılır. sonra onları yok etmesi için adaya tilkiler getirilir. Tilkilerin çoğalması üzerine zehirlenmelerine karar verilir.

Fakat sistem bir kere kopmuştur. Siyanürle zehirleme de başlayınca insanlar da etkilenir..yılanlar bu sefer adayı istila eder...doğayla karşı bilinmeyen bir savaş başlamıştır artık...önceden sıradan gözüken bu müdaheleler düşmanı düşmanı kırdırmaya başlamıştır. Başkan bu kararlarını alırken hep demokratik yöntemlere başvurur.

Başkan yok etmeye programlı bir darbecidir. ( Bu karakteri kenan evren diyerek basitleştirmek yalnızca insafsızlık olur. zira bunlardan irili ufaklı binlercesi olduğunu hepimiz bilmemiz gerekir. Bunlar kimi zaman apartman yöneticisi , kimi zaman site yönetim kurulu kimi zaman herşeyi ben bilirim diyen bir belediye başkanı bile olabilir)

Darbeci bir başkan emeklilik yıllarını geçirmek üzere herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir. başkan ruhuna dek işlemiş olan yıkıcılık potansiyelini geçmiş politik gücünden de yararlanarak kullanmaya kararlıdır. bu doğrultuda tüm adayı etkileyecek müdahalelere girişir.

 

Hüzünlü sonla biten , aydınların ve bu işte tecrübe sahibi insanları küçük gören direnenleri yadsıyan tüm ada halkı kaybeder. Kitabın sonunda yeniden Martılar kazanır , ancak savaşı kaybedenler arasında çok önceden uyaran aydınlar da vardır...



 

Önceleri sıradan görünen bu müdahaleler sonunda düşmanı düşmana kırdırmaya dek varacaktır. Başta martılar olma üzere ada halkı dahil tüm canlılar başkan'ın acımasızlığından nasibini alacaktır. Bu arada durdurulamaz görünen bu gidişe direnen bazı sesler de vardır.



Kitaptaki Yazar ise suskunluğu seçen "halk"ı uyarmaya çalışan bir aydın. (şüphesiz bu Livaneli'nin bizzat kendisi. ben sizi uyarmıştım diyen tavrı her gün köşesinden okunabilir. haklı da. Ayrıca olan bitene millete karşı bir küskünlüğü var. Sebebi de hiç bir şeyin değişmemesi aksine Livaneli'nin günah keçisini dönüşmesi.)Anlatıcı ise "halk"tan biri. (Livaneli'nin kitabın anlatımını neden basit kıldığının sebebi)martılar "öteki"ler  adanın asıl sahipleri.



Livaneli SON ADA 'da aslında hepimizin aşina olduğu düşsel bir ülkede yaşanan olayları alegorik bir anlatımla verirken politik ve kişisel ihtiraslarla topluma ve doğaya müdahalelerin sonuçlarını da gözler önüne seriyor

Bu kitap Livaneli'ye 38. orhan kemal roman armağanını kazandı..

YAŞAR KEMAL 'iN NOTU

"Zülfü’nün romanı başka bir roman. yepyeni. ben bu romanı okuduğumda şaşırdım kaldım. Zülfü yepyeni bir ustalık yepyeni bir roman getirmişti. beklemediğim bir yenilikti zülfü’nün getirdiği. zülfü’nün yarattığı yeniliği okuyucuya bırakmak istiyorum yayapamıyorum. önce zalimliği gözükmeyen gizli bir zalim. gururlu ama gururu hiç belli değil. böylesi adamda ne bulunursa onda da var ama hiç belli değil ya da davranışlarını saklıyor. biz adamları tanıyoruz. onları çok iyi tanıyoruz. böyle bir insanı bulmakyazan her usta romancının karı değil. zülfü’nün romanlarındaki inceden ince psikolojiyi bulmak kolay değil de böyle incelikleri bulamayanlar üzülemez çünkü onun romanları zenginliktir. Bu romanda yaşam kadar canlılık vardır. Her romancıya nasip olmaz.


Bütün zenginliği bize gösteren romandaki dildir. bir romancı her romanını aynı biçimde aynı dille yazıyorsa o roman roman olmazsolar giderkalıcı olamaz. bir roman kalıcı bir roman olacaksa dilini kendi yaratacaktır. Zülfü bu romanında romana göre bir dil yaratmıştır , bundan dolayı da kalıcı olacaktır.


Bu romanda insanların hepsi de canlı ve yaşıyorlar. Bir de tilkiler var. Bir de orman var. Ormanın çamları tilkilerin vatanı bir de martılar. Hiç bilmediğimiz martılar. İnsanlardan bile daha güçlü anlatılmış. Zülfüce yaratılmış martılar başka bir romandabaşka bir yerde olamazdı. Bakkalın bir sakat çocuğu var. Sakat mı değil mi romanın sonuna kadar bilmiyoruz. Bu çocuk bu romanda olmasaydı roman bu kadar büyük olamazdı. Bir de bu romanın trajik yanı varbaşka bir romanda olsaydı romanı da alır götürür şuraya atardı. Zülfü bu romanda inanılmaz ölçülere olanaklar yaratmış. Her şey birbirine uyuyor. Edebiyatta görkemli bir söz vardır. Büyük kapıdan girmek. Bu büyük bir eserin yazarı demek. Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir."

Aslında Haytap olarak tüm gönüllülerimize okuması için tavsiye ettiğimiz Livaneli'nin bu kitabı , sadece çevresinde yaşananları farketmeye yeni başlayan bünyelere bir bilinçaltı mesajı vermeye çalışıyor

Son Güncelleme ( Çarşamba, 22 Haziran 2011 15:04 )

 

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/kitap_poster_brosur/100soruda_stk_250_365.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Sivil Toplum Örgütlenmesi - Prof.Dr. Türkan Saylan

Sivil Toplum Örgütlenmesi  - Prof.Dr. Türkan Saylan

HAYTAP 'ta çalışan ve çalışmak isteyen herkesin öncelikle  Prof Dr  Türkan Saylan’ın 100 Soruda Sivil Toplum Örgütü adlı kitabını okumanızı  hararetle tavsiye ediyoruz

Kitabı altını çize çize çok keyifle ve hatta defalaraca  okuyacaksınız  Hem HAYTAP olarak yaptığımız çalışmalarla ilgili Saylan'ın tecrübesinden faydalanmak , hem de bugüne kadar yapmış olduğumuz çalışmaların ne kadar doğru olduğunu teyit etmek , eksikliklerimizi görmek  açısından önemli  bir deneyim.

Mutlaka mutlaka satın alıp,  notlar tutmanız gerekir. Yaptığımız çalışmalarla çok bağlantılı engin tecrübeler ve yol gösterici ipuçları var.

Özellikle 3. ulusal toplantımızda ana konumuz sivil toplum örgütü çalışması üzerine olacak.

Herkesin bu konuda donanımlı gelmesini ne kadar isterdim. Bu kitabı bir çok kişiye tavsiye edeceğim ama eminim çok azı okuyup Nisan ayındaki toplantımıza gelecek.

STÖ bilinci oluşmadan hayvan haklarında mücadele etmek tamamıyla bir boşa kürek sallamak olduğunu herkes anlaması lazım

KİTAPTAN  :

"Benim sık kullandığım kuma sözü devletin sivil toplum örgütlerinden adeta nefret etmesinden doğuyor. Bunu her zaman açıkça söylediler , şimdi yavaş yavaş alışmaya başladılar. Fakat bu inanılmaz şekilde zor oldu. Devlet şöyle düşünüyor : Bu yetiştirme yurdu benimse sen kim oluyorsun da bana eleştiride bulunuyorsun ? ya da katkıda bulunmak istiyorsun ? Ben , asarım da keserim de , her şeyi ben yaparım. Sen yardım mı yapıyorsun , koy kapının önüne ; ayakkabı mı , pasta mı getirdin , koy kapının önüne çek git. Ben sana çocukları göstermem , yaptığım işleri de göstermem , sen gelip benim tuvaletlerimi denetleyemezsin. Hesap vermek zorunda değilim. Hesabı bir tek devlete ve Allaha devlete veririm. !  "

"Gönüllülük birlikte güzel vakit geçirmekten boş zamanını değerlendirmekten topluma hizmet şekline dönüştü. Bu çok önemli bunu herkes fark etmiyor. Gönüllüler birkaç çeşit olabiliyor. Gönüllülüğü boş vaktini değerlendirmek olarak düşünüyor. “ Ben gideyim bana iltifat etsinlerben de bir şeyler yapayım, karşılığını da alayım” diyenler var. Bu çok zor ! Artık herkes dolu ki , bu olmuyor. Gönüllülüğü bir ihtirasa hırsa dönüştüren insanlar var. Bir de “ Ben önce mutfaktan başlayayım , anlayayım bu arada kendimi de tanıyayım , ondan sonra bir şeyler yapayım” diyenler de oluyor. Benim gözümde asıl gönüllülük budur. Bu çok zor.. Burada gönüllülerle ilk muhatap olacak kişinin bilgili olması lazım. Gönüllülerin bomboş “ Ben ne yapsam” diye değil , “ ben inceledim siz şunları yapıyorsunuz ,benim de şu yeteneklerim var , belki şurada size yardımcı olurum” diye bize yol göstermeleri lazım. Çok önemli bir şey daha ekleyeyim: nerede olursa olsun bir insanın gelip de bir şeyler yapabilmesi yapmaya çalışamsı kendini keşfetmesine yol açıyor..İçinde yeteneği var becerisi var ama birsinin ona önünü açması lazım. Onu sıradan bir insan olarak algılarsanız bunlar olmaz..Ayrıca İnsanlar mutfakta çalışmasını öncelikle kabul edecekler...” [1]

 

İnsanların bir algılama kapasitesi var. Bizi yönetenlerin de hukuk devleti anlayışı kısıtlı ve durağan. STÖ’ler olarak karar mekanizmalarında yokuz , olamıyoruz. Kadınlar yok, aklı başında insanları da istemiyorlar. Hep kul yarattık , sorgulamayan uslu çocuklar yarattık. Uslu çocuk fazla düşünemiyor , ancak söyleneni yapıyor.[1]


 

“İnsanlar çok küçük yaşlarda bilinçlenirse sivil toplum örgütlerinde hedefli çalışmaları çok daha başarılı olabilir.STÖ’lerde çalışacak insanların da bu tip hedeflerinin olması , bililnçli olması bilinçli olması, kendini geliştirdiğine gerektiğine inanması şart. Hayatta plansız hiçbir şey olmaz ! Bu noktada sivil toplumun çok ciddiye alınması lazım. Bir kere “ ben vaktimi geçireyim” diye gelmeyecek. Diğer yandan iş planının altyapısını başka ülkelerden farklı olarak  siz yapmak zorundasınız. Hepimiz başlarda evlerimizi adres gösterdik , bunu böyle çözdük. Kandilli Kız Lisesi Vakfının adresi hala benim evimdir , yazışmalar hala oraya gelir. Sizin oturup konuşacağınız toplantı yapacağınız  bir yere ihtiyacınız var , yapacağınız bir etkinliğe para gerekebilir , zamanla bunları aşarsınız.18 yıldır hiçbir ilanımız ve yerimiz için para ödemedik. Sempatik ilişkilerle size inanlarla , en ekonomik şekilde kendimizi idame ettirecek bir düzeye gelebilmelisiniz. Bir yeriniz telefonunuz , bir sekreteriniz ve internetiniz olacak.. Bu dernekler oluşmadan tabela dernekler olmamalı.  Yazılarınızı düzgün ve özgün kağıtlara yazacak tarih sayı koyacaksınız. Yanlış harfi düzelteceksiniz , kalıcı bir antetiniz olacak , el yazısı ile çalakalem yazılmayacak , her şey kontrolden geçecek

 

Soru yanıtlı okuması  oldukça akıcı müthiş eğitici bir kitap

Ahmet Kemal Şenpolat

 http://kitap.cumhuriyeti.com.tr/tanim.asp?sid=QG37BXIKV02S5055XJ1Z

Son Güncelleme ( Çarşamba, 13 Nisan 2011 12:35 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/kitap_poster_brosur/notos_nisan_mayis21_800_1128.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

HAYTAP, Notos Nisan-Mayıs 21. Sayısında

HAYTAP, Notos Nisan-Mayıs 21. Sayısında









































































Türkiye'de hayvan hakları felsefesine , bakış açılarına , hukuki yaklaşımlara en farklı açıdan bakan ilk yayınlardan biri. Tüm kitapçılarda Nisan 2010 itibarıyla satılmaya başladı. Tüm gönüllülerimize bu yayını alıp kolleksiyonlarına koymalarını salık veririz. Bugüne kadar Türkiye'de yayınlanan en kapsamlı araştırma olmasından dolayı Semih Gümüş ve ekibini HAYTAP ekibi olarak kutluyor ve devamını diliyoruz. Yaklaşık 5000 adet basılan bu kapsamlı çalışma hayvan haklarına bakışımızı  daha da genişleteceğine eminiz. Türkiye'nin böyle bir yayına ihtiyacı vardı ve istanbul barosunun yayınlamış olduğu kitaptan sonra ilk düzeyli ve kaliteli yayın olduğunu belirtmek isteriz.



Son Güncelleme ( Pazartesi, 05 Nisan 2010 13:04 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/kitap_poster_brosur/david_degrazia001_500_692.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

''Hayvan Hakları'' / David Degrazia

''Hayvan Hakları'' / David Degrazia

Hayvanların moral hakları olabilir mi? Olabilirse, bu ne anlama gelmektedir? Hayvanlar ne tür zihinsel yaşayışlara sahiptir ve onların esenliğine ilişkin bilgimizin kaynağı nedir?

Bu soruları temel alan DeGrazia, hayvanlarla kurduğumuz ilişkinin doğası hakkında can alıcı bir argüman geliştiriyor. İnsanların hayvanların dünyasıyla kurduğu ilişkinin temel öncülleri bir yana, hayvanat bahçeleri gibi seyirlik alanların meşruiyet dayanaklarından tıbbi deneylerde kobay olarak kullanılan hayvanların durumuna dek kapsamlı bir tartışma başlatıyor.

Temelde insanın varoluş koşullarının fiziksel ve ahlaki bileşenlerine dek uzanan harekete geçirici ve aydınlatıcı bir giriş.

Son Güncelleme ( Pazar, 31 Ocak 2010 12:27 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/kitap_poster_brosur/christian_lion_531_402.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Milyonların İzlediği Buluşma'nın Hikayesinin Kitabı Yayınlandı

Milyonların İzlediği Buluşma'nın Hikayesinin Kitabı Yayınlandı

2008 yılında, YouTube.com sıra dışı bir video yayınladı ve bu video kısa sürede bir internet fenomenine dönüştü.

Bu videoda ( Video için tıklayın ) , iki genç adam'ın evlerinde besledikleri Christian'ı sonradan vahşi doğaya alışması için Afrika’ya bıraktıktan bir yıl sonra , onu ziyarete gittikleri ve onunla ilk kez karşılaştıkları anları yansıtan buluşmanın duygusal görüntüleri vardı...

(Video2 / uzun version için tıklayın)

Christian ismiyle yayınlanan bu kitap , Anthony ‘Ace’ Bourke ve John Rendall’ın, 1969 yılında Avustralya’dan Londra’ya gelip Harrods’tan bir aslan yavrusu aldıktan sonraki yaşanan olayları anlatıyor.

Bu üçlü bir süre, Chelsea, King’s Road’daki bir dairede birlikte yaşadılar ve Christian büyük ün kazandı. Ancak o büyüyordu, hem de çok hızlı ve egzersiz yaptığı kilise bahçesi bile ona yetmemeye başlamıştı. Ace ve John, onu hayatının geri kalanı boyunca bir hayvanat bahçesine nasıl kapatacaklardı ?

Born Free’nin yıldızları Virginia McKenna ve Bill Travers ile yaptıkları tesadüfî bir görüşme, Christian’ın Kenya’ya götürülmesine ve Adamson’ın uzman bakımı altına alınmasına olanak verdi. Ace ve John bir yıl boyunca onu hiç görmediler. Sonra, internet çağı sayesinde milyonlar, onların o inanılmaz buluşmasına tanık oldu...

İşte; İlk kez 1971 yılında yayımlanan  Christian , yeniden düzenlendi ve güncellendi. Christian’ın öyküsü, şimdi harika fotoğraflarla da donatıldı ve okuyuculara kitap olarak genişletilmiş içerikle sunuldu. Bu gerçek hikaye, bugün dünya izleyicisiyle buluşan, zamanının eşsiz ve sıra dışı ilginç öyküsüdür.

Christian’a ve onunla hiç tanışmamış ailelerimize.

CHRISTIAN
YAZAR    : ANTHONY BOURKE
SAYFA    : 140
JOHN RENDALL

 

 

 

TÜM D&R MAĞAZALARI ve WWW.DR.COM.TR’DE

Son Güncelleme ( Salı, 24 Kasım 2009 04:41 )

Haykırıştı, Yankı Buldu, Kitap Oldu !

Haykırıştı, Yankı Buldu, Kitap Oldu !
Doğaya ve canlı yaşamına yönelik saldırıya karşı 'Yaşam Savunusu' çıktı!

[Sesonline] Gazeteci-yazar Yalçın Ergündoğan'ın "Yaşam Savunusu" adlı yeni kitabı çıktı. 32 yıldır hak ve özgürlük savunuculuğunu yayın çizgisi olarak benimseyen Belge Yayınları'nın yeni başlattığı 'Doğa ve Hayvan Hakları' dizisinin ilk kitabı olma özelliğini de taşıyan kitabı Türkiye'nin her yanındaki kitapçılarda bulmak mümkün. Kitaba, ayrıca internet üzerinden www.kitapyurdu.com ve www.ideefixe.com adresinden de erişilebiliyor. "Çalışma, kitabın adında da vurgulandığı gibi, aslında bir 'Yaşam Savunusu'. Ülkemizde ya da dünya ölçeğinde doğaya ve yaşama karşı girişilmiş saldırıları püskürtmeye çalışan bir telaşın ifadesi. Kaleme alınmış her yazının geri planını bu çaba oluşturuyor" diyen Yalçın Ergündoğan; kitabın birinci baskısına yazdığı Önsöz'de "haykırıştı, yankı buldu, kitap oldu" ifadesini kullanıyor.

Son Güncelleme ( Perşembe, 25 Haziran 2009 02:45 )

İstanbulda Bir Zürafa / Sunay Akın

İstanbulda Bir Zürafa / Sunay Akın

Sunay Akın'ın tüm canlıları ve evreni kucaklayan yüreği gibidir kağıt gemisi de; benzersiz düşlerin, düşüncelerin ve adaletin taşındığı... Bu kez yolcuları inanoğlunun yıkıcılığından kaçan zürafalar, geyikler, gergedanlar, aslanlar ve daha bir çok hayvan. kağıt gemisini Nuh'un Gemisi'ne dönüştürüyor Sunay Akın. Yolculuk boyunca hayvanların, insan yaşamına karışmış, ama hep gölgede kalmış öykülerine ulaşıyor yazar. Hayvanların soylu suskunlukları, karşılıksız dostlukları ancak bir Şair'in çözebileceği antik bir dil büyüyor sayfalar boyu... Kitaptaki her olay, tarihte yalnızca insanların değil, hayvanların da rollerinin önemine tanıklık etmektedir. Olayları birbirien bağlayan; hayvanların sevecen soluklarından dokunmuş görünmez bağlardır ve bir hayvanın dostluğunu yaşayan insan daha güçlü ve özgürdür diğerlerinden...!

Son Güncelleme ( Çarşamba, 18 Şubat 2009 18:45 )

Hayvanlar İçin Ne Kadar Hukuk ?

Hayvanlar İçin Ne Kadar Hukuk ?

Hayvanlar hakkında söylediklerimiz ile gerçekte onlara uyguladığımız muamele arasındaki derin tutarsızlığın nedeni hayvanların bizim için mal statüsünde olmalarıdır

Son Güncelleme ( Pazartesi, 18 Ocak 2010 14:37 )

Türkiye'nin en kapsamlı hayvan hakları kitabı çıktı

Türkiye'nin en kapsamlı hayvan hakları kitabı çıktı



Birkaç yıl önce kurulan ve on avukat üyeden oluşan İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO) ve Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) ile birlikte uzun süredir ortaklaşa bir çalışma yürütüyor. Amaçları 5199 sayılı Hayvan Hakları Koruma Kanunu'nu değiştirmek. Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Ahmet Kemal Şenpolat, sebebini şöyle açıklıyor: "Şimdiki haliyle bir hayvana işkence yapılmasını ya da öldürülmesini, dışarıya çöp atmak ya da kapalı alanda sigara içmek kabahatleriyle eşdeğer tutuyor. Yani bir hayvana zarar veren kişinin mahkemeye bile çıkmadan cüzi bir ücret ödemesi, cezasını çekmesine yetiyor."

Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Eylül 2010 10:29 )

Sayfa 1 > 3