Reklam

Sizden Gelenler

 

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/pictogramlar/federasyon_dayanisma1_510_430.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

10 Günlük Kadıköy Ziyaretleri ve Kurumsal Çaşılmanın Önemi

10 Günlük Kadıköy Ziyaretleri ve Kurumsal Çaşılmanın Önemi

2008 yılından beri HAYTAP Hayvan Haklari Federasyonunda gonullu olarak calismaktayim.

Son 10 gundur Kurumsal calismanin ne kadar onemli oldugunu gozlemleyen ve yasayan biri olarak izlenmlerimi sizlerle paylasma geregi hissettim.

Hayvanlara ancak 30 yasindan sonra dokunup onlari karsiliksiz seven biri olarak yaziyorum…

Simdilerde sadece guldugum bu korkumu yenip, sokakta kediler köpekler beslemeye basladiktan sonra bu sevgimin bana sadece  gozyaslarina mal oldugunu gordum… Sokakta, sahilde, parkta baktığım hayvanların bazıları “resmî görevlilerce” yok edilmeye baslayinca, sikayet mekanizmalarinin cok iyi isledigini gorunce sevgime engel olamayarak bunlara karsi kendimce bir mucadeleye basladim.

 

2010’da Kadikoy’de köpeklerin keyfî olarak toplatıldığı sırada, gözümüz gibi baktığımız köpekler barınağa hapsedilmişti. Ama yalnız değildim, yüreği benim gibi o canlar için çarpan dostlarla barınağa gittim, peşlerini bırakmadım değer verdiğim canlıların. Belediyeye, kaymakamlığa, basına, yurtdışındaki çeşitli hayvan koruma örgütlerine yazılar döşendim, sonuç alamadım. 769 imzalı dilekçe belediyede sümenaltı edildi. Belediye başkanlığı binası önünde toplanıp yaptığımız gösteriye karşılık da duyması gereken kulaklar hep tıkalı kaldı...

 

Bu sefer, Nisan ayı başında Kadıköy’ün çeşitli yerlerinden yaklaşık 10 köpek bir gecede sırra kadem bastı. Görgü tanıkları resmî plakalı araçlarla gelen, ellerinde üflemeli çubuklar olan kişilerin köpeklerimizi götürdüğünü söyledi. Bir daha haber çıkmadı gidenlerden...

 

HAYTAP Hayvan Haklari Federasyonu bunyesinde HAYTAP Kadıköy Grubunu kurduk.. Bireysel başvurularımız hep yanıtsız ve sonuçsuz kalırken, Sayin Nesrin Citirik haniminda destegiyle bu kez Kadıköy belediye başkanı bizimle görüştü, sorunlarımızı dinledi, özellikle kayıp köpekler konusunda sorumlular tespit edildiği takdirde iş akitlerinin feshine kadar gideceğini belirtti. Bizler Veteriner İşleri Müdürlüğü’nün çeşitli kademelerindeki görevliler tarafından şimdiye dek kayıtsız bir tavırla karşılanırken, hattâ saygısızlığa varan muamelelere maruz kalırken, bu kez ilçemizdeki, özellikle semtimizdeki hayvanlarla ilgili şikâyetlerde muhatap kabul edileceğimiz konusunda, semtimizde yıllardır bakım ve tedavilerini kişisel olanaklarımızla sürdürdüğümüz mevcut hayvanlarımızın kılına zarar gelmeyeceği konusunda başkan sözlü taahhütte bulundu. Kısacası işbirliği talebimize bu kez olumlu bir yanıt aldık. Başkanla görüşmemizde hazır bulunan veteriner işleri müdürü bize hiç olmadığı kadar nazik davrandı!

 

Ayrıca ilçemizdeki üç partinin ilçe başkanları, bazı milletvekili adayları, ilçe milli eğitim müdürü, kaymakam, ilçe tarım müdürü ile görüştük. Bu görüşmelerde sıcak karşılandık, olumlu izlenimler edindik. Kent konseyi ziyaretimizde öğrendik ki kent konseyi belediye meclisi kararlarında aktif rol oynayabiliyor, ağırlığını koyabiliyor. Dolayısıyla kent konseylerinde hayvan hakları savunucuları ne kadar çok yer alırsa, bizleri memnun edecek  karar ve uygulamaların o kadar artacağını öğrendik.

Gördük ki herkesin bir hayvan hikâyesi var, besledikleri güvercinler, başını okşadıkları kediler, oynadıkları köpekler var, sokaklarında bir sürü hayvan besleyen bir Halime Teyzeleri, bir Ali Dayıları var, gördük ki aslında çok da farklı bir dil konuşmuyoruz, sokak hayvanlarının sokakta yaşama hakkını savunurken, aslında bu kentin kültürel dokusuna işlemiş bir zenginliğini savunuyoruz. Batı’daki gibi yok edilmesi gereken değil tam tersine korunması gereken bir zenginliği savunuyoruz. Her gün bize insan olduğumuzu hatırlatıyor kaldırımda kıvrılmış yatan köpek, duvarın üstünde gezinen kedi ya da oturduğumuz bankın az ilersinde kuğurdayan güvercinler...

Uzun sözün kısası örgütlü bir çatı altında biraraya gelirsek, bireysel çabalarımızla elde edemediğimiz sonuçları elde edebileceğimize ilişkin az da olsa bir umut doğdu içimde. Karar mekanizmalarında yer alanlara, yaşadığımız çevreyi hayvanlarla “paylaşmamız gerektiğini”, bunun bir adalet, bir insanlık, bir vicdan ve merhamet meselesi olduğunu göstermenin, daha doğrusu hiç unutturmamanın yolu örgütlü ve uzun soluklu bir çalışmadan geçiyor kanısındayım. Bunun için ağlayarak, tek başına çırpınarak bir yere varamadığımı, hayvanları umursamayan, yok sayan, yok etmek isteyen siyasilerin de resmî görevlilerin de karşısında, ısrarla, haklılığımızdan emin, başımız dik durmamız gerektiği inancındayım. Yolumuz hem uzun, hem zorlu. Birlikte, örgütlü, planlı hareket edersek zihniyetin değişmesine, daha çok hayvanın daha iyi yaşatılmasına katkımız olur.

HAYTAP Hayvan Haklari Federasyonu bunyesindeki tum arkadaslarima ve Sevgili Nesrin Hanim’a sonsuz tesekkurler ediyor saygilarimi sunuyorum…

 

Zeynep Tekin

HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu Kadikoy Temsilcisi

 

Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Sıradan Bir İnsan Olsaydım...

Sıradan Bir İnsan Olsaydım...

Sıradan, ortalama bir insan olsaydım yaşam bu kadar üzmezdi beni herhalde. Bacağı kırık olduğu için anatomiye yollanan atın son yolculuğu da üzmezdi beni. Gözlerinde sanki bir damla yaş varmış gibi hüzünle bakan, uzun zamandır ihmal edilmiş ve aslında iyileşebilecek durumda olan atın bir müddet sonra iskeletinin yanından geçerken kimseler görmeden başını okşamak istemezdim. Bu hayvancıkların emekli olmaya hakları yok. Derslerde hep öğretilir, bir inekten yılda bir yavru alınmalıdır. Niye? Alamazsak kesime, süt verimi yüksek değilse kesime. Hastalanmış ve çok masraf olacaksa kesime ya da anatomiye… Emekli olamazlar, huzur içinde ölemezler; ama kadavra olabilirler.

 

Çok acı… Köylerde, kasabalarda veteriner hekimler en ücra yerlere giderler, en pis ahırlara girerler. İnsanlar da bunu bilir ve taksiye bineceklerine veterinere giderler, arabayla köylerine gelirler ve hayvanlarını muayene ettirip verebilecekleri en düşük fiyatı vermeye çalışırlar, sonuçta taksiden ucuza gelmiş olurlar. Bilmem anlatabiliyor muyum? Sıradan duyarsız bir insan olabilseydim keşke, bunu gerçekten istiyorum. İnsanların üzerinden bir ünvan kazandığı; ama bir gün olsun düşünmediği onlarca rat ve tavşan için üzülmezdim. Lokantalarda çöpe giden yemeklere üzülmezdim, bir köpekciğin karnını doyurabilirdik diye. Yollarda bacağı kırık, araba çarpmış hayvanları görmeden geçebilirdim; hatta köpek o bir şey olmaz derdim. Daha mutlu olurdum, kapımda miyavlayan kedileri doyurmadan kendi yemeğimi yiyebilirdim. Pahalı bir krem alacağıma mama alır köpeklere veririm demezdim. Hem kremin hayvanlar üzerinde denenip denenmediğini falan da düşünmezdim. Öyle hasta bir hayvanın medet uman bakışları beni etkileyemezdi, iyileşiyor diye sevinmezdim.  Böyle uğraşıp didinip en büyük yolculuklar bir küçük adımla başlar diye avunmazdım. Vicdan sahibi olmanın bedelini yürek ağrısıyla ödemezdim. 

 

Şimdi odamın camından son yürüyüşünü yaptığını bilmeden anatomiye giden ata bakıp da bu denli içim acımazdı.

İşte böyle dostlarım, bugün çok mutsuzum.

Yrd. Doç.Dr.Nilgün Gültiken

HAYTAP Samsun Temsilcisi

Son Güncelleme ( Çarşamba, 19 Ocak 2011 12:46 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/pictogramlar/5199_adalet_400_278.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Bitlis'te Başbakanla Görüşme

Bitlis'te Başbakanla Görüşme
Sevgili Dostlar,
Bugün çok hızlı, heyecanlı ve umut dolu bir gün oldu. Sayın Başbakan  Bitlis 'te STK Temsilcileriyle kahvaltıda buluştu. Sayın Belediye Başkanım beni unutmamıştı ve protokol masasında  yer ayırmışlardı.
Sayın Başbakanın  yanına gidebilmek için galiba tek tek lokmalarını saydım. En doğru zamanı bulduktan sonra yanına gittim ve bir şey söylemek istediğimi ifade ettim. Bu sırada Sayın Valimiz beni kendisine doktor hanım, sokak hayvanları ile ilgileniyor diye tanıttı. Kendisine :  '' Sayın Başbakanım ; Hayvanları koruma kanunu sizin döneminizde çıktı minnet duyuyoruz. Hayvanlara işkence yapan, vahşet uygulayanların TCK ya göre cezalandırılması için yasanın kabahatler kanunundan çıkartılıp TCK ya alınması hususundaki desteğinizi umutla bekliyoruz '' dedim. Beni dikkatle dinledikten sonra sen veteriner mi doktormusun dedi,kendisine doktor olduğumu aile hekimi olarak çalıştığımı  10 yıldır Bitlis'te olduğumu söyledikten sonra çevre bakanına ileteceğini söyledi, dışarıdan seyredenler Sayın Başbakanın beni dikkatle dinlediğini ifade ettiler  ama çok kalabalıktı ne kadar yer etti bilmiyorum. Bu arada ufak bir hediye olarak aldığım camdan fil ailesini ve hediye kutusunun üzerinde ''Beni Terk etme '' kampanyasının broşunu kendisine verdim. Broş dikkatini çekti, bu ne diye sordu. Kendisine bunun Hayvan Hakları Federasyonunun sahipli hayvanların terkedilmesi ile ilgili bir kampanyası olduğunu ve terk edilmenin tüm canlılara acı verdiğini söyledim. Hediyeyi korumasına uzattı ve koruması kim hediye etti diye yazalım diye bana sorunca gururla '' HAYVAN HAKLARI FEDERASYONU '' dedim...( Bu arada bu söylediklerimi hediyemin içine kart olarak yazmayı da unutmamıştım )
İnşallah sevgili arkadaşlar yıllardır tüm hayvan hakları savunucularının yasanın değişmesi için verdikleri kutsal mücadele ve çabalara bugünkü görüşmem tüm kalbimle diliyorumki katkı sağlamış olsun ve Sayın Başbakanımızın konuya olan dikkatini bir daha çekebilmiş olalım.
Herkese Saygı ve Sevgilerimle
Dr Damla ŞAHİN
HAYTAP Bitlis Temsilcisi

Son Güncelleme ( Pazartesi, 20 Aralık 2010 08:49 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvanlar/atlar/ababyhor_44_800_600.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Neden mi Hayvan Hakları ?

Neden mi Hayvan Hakları ?

Bizzat yakın çevrem başta olmak üzere tüm insanlardan soru niyetine aldığım tepki şudur: ''Bu kadar insan aç, işsiz gezerken neden hayvanlar için çalışıyorsunuz?''

 

Benim en çok merak ettiğim şey ise bu soruyu soran kişilerin insanlar için şimdiye kadar ne yaptığıdır!!!

 

''Neden Hayvan Hakları'' sorusuna verilecek cevap çoktur, ben dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım:

 

1. Yeryüzüne egemen olan insan; kendi çıkarları uğruna doğayı ve bünyesinde yer alan tüm  varlıkları tahrip etmektedir. İnsanlığın ileride yaşayabileceği bir doğası olabilmesi için, doğanın tüm unsurlarıyla var olması bu sebeple doğanın İNSANLARDAN korunması gerekmektedir.

 

2. Hiç bir hayvan, insanları zevk uğruna öldürmez; oysa insanlar başka seçenekleri de olduğu halde hayvan kürkü giymeye ve onların derisinden yapılan şeyleri kullanmaya çok meraklıdır! Bu amaçla foklar, vizonlar, timsahlar, yılanlar v.s. vahşice katledlir, bu vahşetin üzerine yaldızlı defilelerle moda haftaları düzenlenir ve bu vahşetin küçük büyük tüm failleri ayakta alkışlanır, günlerce gazetlerde değişik haberlerle yer alır ve zengin olurlar. Öbür yandan parası çok kalitesi yok olan insancıklar, o cafcaflı kıyafetlerle magazin sayfalarında boy gösterir, birbirlerine hava atarlar.

 

3. Hiç bir hayvan, insanları doğal ortamından ayırıp onları zevk malzemesi yapmaz; oysa insanlar onları ''yunus park''ına hapseder ve onlarca lira vererek bir kaç saat onlarla eğlenirler. İzlemek de yetmez, koca koca insanlar onların süzgecine tutunup onlarla yüzerler... İnsanlar mutlu mesut evlerine dönerken, zavallı yunusçuklar 5 metrekarelik havuzda ertesi günü bekler... Bir de sirk hayvanları var; küçücük kafeslerde binlerce km yol götürülen...

 

4.  Hiç bir hayvan, insana durduk yere saldırmaz; oysa insanlar herhangi bir zamanda onları arabasıyla ezebilir, kapısının önünden tekme tokat kovabilir ya da yolda yürürken aklına gelen her türlü eziyeti yapabilir: yakabilir, kesebilir, taşlayabilir ve hatta tecavüz edebilir!

 

5. Örneğin köpeklerden çok korkarız, neden; saldırabilir(!) Sizi temin ederim aslında hiç bir köpek size durduk yere saldırmaz, ona nasıl yaklaşcağınızı bilirseniz ve ya hangi durumlarda yaklaşmamanız gerektiğini bilirseniz; size kesinlikle saldırmayacaktır... Gazetelerin üçüncü sayfalarına aşina iseniz ve ya mahallenizde hala bazı sosyal paylaşımlar olup da dedikodu yapabiliyorsanız insanların nelere muktedir olduğunu aslında biliyorsunuzdur ama size yine de köpeklerden korkuyorsunuzdur!!!

 

Tüm bu gerçeklerin ışığında size şunu söyleyebilirim ki, hayvan hakları savunucuları (asla kedi-köpek severlerden bahsetmiyorum) sosyal güdüleri yüksek insanlar olup her türlü sosyal sorunun çözümüne ön ayak olan duyarlı insanlardır. Bizler, vahşete maruz kalan, yaşama hakları hiçe sayılan, hor görülen, ezilen ve ''eyvah'' diyemeyen hayvanların gönüllü savunucuları ve haklı davalarında avukatlarıyız.

 

Bizler hayvanlara el uzatırken, insanları görmezden gelmiyoruz, ayrım yapmıyoruz; bu ayrımı sadece siz yapıyorsunuz ve ne yazık ki İNSANLARA DA EL UZATMIYORSUNUZ!!! Sadece bize DİL uzatıyorsunuz...

 

 

Son söz : DOĞA DENGEDİR

 

 

(Dengeniz bozulmasın...)

 

 

 

Dr Ufuk BAYRAKTAR
Bitlis Bir Damla Yaşam Derneği
Haytap Bitlis Temsilcisi


Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

Bitlis, ''Haytap Öncesi ve Sonrası''

Bitlis, ''Haytap Öncesi ve Sonrası''

Bunu yazmanın tam zamanı diye düşünüyorum bunca eleştiri ve suçlamanın ardından. Bundan 2 yıl önce nöbette HAYTAP 'ın bir filmini izledikten sonra ulaşmıştık bu camiaya. O güne kadar toplam 10 köpeğe kendi imkanlarımız ile bakıyor hergün sokak sokak çalınıp dövüştürülen köpeklerimizi aramaktan öteye geçemiyorduk. Üstüne üstlük adımız köpekçiye çıkmış herkes halimize gülüyor ve en yakın çalışma arkadaşlarımız bile bu köpekler buradan gitsin diye arkamızdan dilekçeler sallıyordu.

Çamur içinde, 30 m2 alanda bile yaşıyor olsalar karınları doyuyor diye kendimizi avutuyorduk. Ta ki bir yılbaşı günü bu kötünün iyisi yerden bile atılıncaya kadar. Yaşadığımız çaresizlik nasıl anlatılır bilmiyorum ama şöyle ifade etmeye çalışayım bir taraftan ağlıyor bir taraftan da 1,5 metre karda sırılsıklam olmuş şekilde 20 tane olmuş köpeklerimize uygun ,güvenli kapalı alanı olan kiralık bir yer arıyorduk.

Yeni yıla herkes gülerek sevdikleri ile eğlenirken girerken biz günü kurtarma çabasıyla kalın naylon çakıyorduk bulduğumuz buz gibi inşaata. Sevgili Ahmet Şenpolat ağlama, yeni başlıyoruz yeter ki güçlü olun ve mücadele edin dedi o gün ve HAYTAP üyesi DİHAYKO nun yardım eli bize ulaştı. Arkasından gelen broşürler, kitapçıklar, görüşmeler sonrası ne yapmamız gerektiğini anlasak da hala günü kurtarmaktan öteye geçemiyorduk.

Yine çocukların elinden yaralı köpekleri kurtarıp onlara aynı kötü şartlarda bakmaya çalışıp yemek ver, pislik topla şeklinde akşamı yapıp hergün çoğalan köpekleri bu sefer ne yapıcaz diye düşünüyor, HAYTAP ın söylemlerini kulak arkası yapıyorduk. Geçen yıl İstanbul 'da yapılan toplantı bizim için dönüm noktası oldu. Gerek başkanın gerek temsilci ve derneklerin yaptıkları çalışmaları dinlerken kendimizden geçmeyip sürekli notlar  aldık ve döner dönmez artık gerçekten çalışmaya başladık.

Ne anlatmak istediklerini bu sefer anlamıştık. Sevgili Nesrin Hanım 'ın yasaya hakim kendinden emin mülki amirlerle yaptığı görüşmelerden sonra HAYTAP ın gücünü arkamıza aldık ve bireysel yapmaya çalıştığımız görüşmeler resmiyet kazandı, sözlerimiz dikkate alınmaya başlandı. Önce geçici bakımevi oluşturuldu, yine HAYTAP çatısı altındaki BGD tarafından bağışlanan kulubeler buraya kondu.Köpeklerin bakımını yapmak üzere çalışan alında, yemek toplanmaya başlandı.

SHKD tarafından 2000 öğrenciye hayvan sevgisi üzerine yaş gruplarına göre eğitimler verildi ve bu eğitimlere amatörce de olsa derneğimiz tarafından devam edildi. Yine SHKD nin aracılığı ve katkılarıyla kısırlaştırma seferberliği yapıldı yaklaşık 200 sokak köpeği aşılanıp kısırlaştırıldı ve tüm bu çalışmalara Belediye de elinden geldiğince destek verdi. Bakımevimiz bitti ve yine HAYTAP tarafından bize yönlendirilen bir gönüllü olan Muart babamız sayesinde çok güzel bir ameliyathane tefriş edildi.

HAYTAP afişleri Bitlis sokaklarını renklendirdi ve insanlar bir şekilde her türlü ihbarla bize ulaşmaya başladı. HAYTAP temsilcisi olarak çevre illeri de (Muş, Elazığ,Malatya ) ziyaret ettik ve buraları da organize etmeye çalıştık ve bir farkındalık yarattık.Artık minik bir kediden vahşi hayatın kuşu şahine kadar her türlü sorunda insanlar yol soruyor ve elinden geleni yapıyorlar en güzeli de ne biliyormusunuz ? Daha önce itlaf yapan aynı zabıtalar şimdi yaralı köpek ihbarı alsalar önce veterinere  götürüp sonra bakımevine getiriyorlar.  Bu sene 40 kadar gönüllü ile hayvan hakları ihlallerini protesto etmek için  HAYTAP afişleri ile Bitlis sokaklarında yürüyüş yapmak inanılmazdı ve 2 sene önce kimse hayal bile edemezdi.

Bugün eğer bize çizilen yolu takip etmeseydik, bu ailenin içinde yer almasaydık sadece gördüğümüz 3- 5 köpeği besliyor gözümüzün görmedikleri için kendimi kandırıyor olacaktık. Kurumsallaşmak, musluğu kapatmak,yasa değişikliği çalışmaları,  mücadele edenler hep kazanmaz ama kazananlar hep mücadele edenlerdir söylemleri,eğitimler, motivasyon toplantıları, resmi kurumları harekete geçirmek ..... olayın ne kadar iyi analiz edildiğinin göstergesi ve HAYTAP ın bir çok dernekten farkı.


Daha yolun çok başındayken bize öğrettiklerinizi ve desteklerinizi her gün minnet ile anıyoruz.

Herşey için teşekkürler HAYTAP ın tüm sevgili üyeleri

SEVGİLERİMLE


Dr. Damla ŞAHİN
HAYTAP Bitlis Temsilcisi
Bir Damla Yaşam Derneği Üyesi



Son Güncelleme ( Pazartesi, 18 Ekim 2010 13:05 )

Sayfa 1 > 8