Reklam

Yazılı Basın


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/gazete_haberleri/hurfikir_luleburgazhaberi1_600_844.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Lüleburgaz Bakimevi Dramına Haytap ve Hayvan Korumacılardan Tepki

Lüleburgaz Bakimevi Dramına Haytap ve Hayvan Korumacılardan Tepki


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/gazete_haberleri/haytap_moloz_ibb1_708_600.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Belediyeye karşı hayvan hakları zaferi!

Belediyeye karşı hayvan hakları zaferi!


Hayvan Hakları Federasyonu(HAYTAP),  İstanbul Büyükşehir Belediyesi aleyhine açtığı davayı kazanınca,  Büyükçekmece Gölü havzasında hafriyat döküm alanı olarak kullanılan arazinin protokolü  Belediye Meclis kararıyla iptal edildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2008’de,  Büyükçekmece Kıraç Beldesi sınırları içindeki büyük bir alanı, “hafriyat toprağı dolgusu ile rekreasyonun sağlanması” için Maliye Bakanlığı’ndan izin aldı. Büyükşehir Belediyesi bu izin ile söz konusu arazinin 10 yıllığına kendilerine kiraya verilmesi için İstanbul Defterdarlığı ile bir protokol yaptı.

HAYTAP’ın itirazı

Büyükçekmece Gölü havzasındaki söz konusu arazinin hafriyat toprağı ile doldurulmasıyla ilgili alınan Belediye Meclis kararın iptali için HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı avukat Ahmet Kemal Şenpolat, İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

Şenpolat, oldukça uzun olan dava dilekçesinin girişinde, itiraz gerekçeleri için şunları belirtmişti:
“Adı geçen bu karar(Belediye Meclis kararı) her ne kadar doğa, çevre ve insan sağlığı açısından iyi bir kararmış gibi gözükse de ekli fotoğraflardan, bilimsel mütalalardan tespit de edileceği  üzere adı geçen parseller zaten yeşil alan olup, özellikle baraj göl havzası içinde olmasından dolayı, gerek sincapların, tavşanların,  kekliklerin, tilkilerin, kuşların, kaplumbağaların  barınma yeri olduğu gibi göçmen kuşların da yüzyıllardır Marmara Denizi’nden sonraki mecburi  uğrak ve dinlenme yeridir. İlkbahar ve sonbahardaki göç sırasındaki son istasyondur. Bir diğer değişle bu bölge zaten doğal yaşama alanı olup, çevresel atıkların , molozların buraya kontrolsüz bir şekilde dökülmesi şeklinde devam eden pratik uygulama (de fakto eylem), hukukileştirilerek (de iuri) hale getirilip, fiilen ve yasal olarak korunabilecek şekilde bir kılıfa sokulmak istenmektedir.

Söz konusu parseller meclis kararında anılanın aksine çöp alanı değildir. Yüz binlerce insanın ve hayvanın yaşadığı, temel su ihtiyaçlarını, temiz hava ihtiyaçlarını karşıladığı hele hafriyat döküm alanı hiç değildir. Pratikte böyle bir şey yapılıyor olsa bile koruma görevini yerine getirmeyen yine idarenin kendisidir. Kaldı ki, bu bölge, İSKİ ve Jandarma çevre timi tarafından sıkı bir şekilde korunmaya çalışılmaktadır. Eğer böyle bir ihmal varsa davalı Büyükşehir belediye başkanlığının zabıta ekiplerinin bu alanları isterlerse kontrol edip, korumayı daha sıkı hale getirebilme ve bu doğal su havzasını etkin bir şekilde himaye etme şansları her zaman bulunmaktadır”. 


Yürütmeyi durdurma kararı


HAYTAP’ın 2008’de açtığı davayla ilgili olarak İstanbul 5. İdare Mahkemesi, bilirkişi incelemesi de yaptırarak  10 Ağustos 2009’da yürütmeyi durdurma kararı verdi.

HAYTAP Yönetim Kurulu Başkanı avukat Şenpolat, “Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi temyize başvurdu. Dava şimdi Danıştay’da” dedi.


Belediye Meclisi kendi kararını iptal etti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Atık Yönetimi Müdürlüğü, HAYTAP’ın açtığı dava dosyasının ve bilirkişi raporlarının incelenmesini gerekçe göstererek, İstanbul Defterdarlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı protokolün iptali için Belediye Meclisi’ne teklif sundu. 2 Ağustos 2010 tarihli teklifi 12 Ağustos 2010 tarihli toplantıda değerlendiren İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, daha önce alınmış olan ve protokolün dayanağı olan Meclis kararını iptal etti. 

Büyükçekmece Gölü havzasının korunması için HAYTAP’ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne karşı 2 yıldır sürdürdüğü hukuk mücadelesi zaferle sonuçlandı.


HABER
MEHMET DEMİRKAYA




İ
STANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ

KOMİSYON RAPORU

HUKUK KOMİSYONU-
EVRE VE SAĞLIK

KOMİSYONU MÜŞTEREK RAPORU

Rapor No: 113

Tarih: 12.08.2010

Dosya No: 2010/1675

 

 

KONUNUN ÖZÜ: Protokol iptali

KOMİSYON İNCELEMESİ: İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 09.08.2010 tarihli birleşiminde

2010/1675 sayı ile komisyonumuza intikal eden Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Atık Yönetimi

Müdürlüğü’nün 02.08.2010 tarihli yazısında;

BAŞKANLIK MAKAMINA

İlgi: a) 12.06.2008 tarihli protokol

b) 13.08.2008 tarih ve 595935 sayılı Başkanlık oluru

c) 10.08.2009 tarih ve 2008/1476 F. sayılı İstanbul 5. İdare Mahkemesi kararı

İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi. Kıraç Beldesi Çakmaklı Mahallesinde bulunan 149 ada 3, 24, 26

(8.400 m yüzölçümlü kısmı hariç), 27 parsel ve 150 ada 3 parsel no'lu araziler ile Kıraç Beldesi, Namık

Kemal Mahallesinde bulunan 621, 622, 1623, 1624, 1625, 1642, 1643 ve 1698 parsel sayılı taşınmazların:

gelişigüzel atık atılmasıyla kirlenmesinin önüne geçilebilmesi için hafriyat toprağı dolgusu ile rekreasyonun

sağlanması amacıyla kullanılmak üzere bir protokolle Başkanlığımıza 10 (on) yıl süreyle kiraya verilmesi

Maliye Bakanlığı’nın 11.02.2008 tarih ve 14/3121 -97774/7201 sayılı yazıları ile uygun görülmüş olup,

İstanbul Defterdarlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılan ilgi (a) protokolle

yürürlüğe girerek 10.07.2008 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yer teslimi yapılmıştır.

İlgi (b) Başkanlık Olur'u ile bahse konu sahaların hafriyat toprağı dolgusu ile rekreasyonun sağlanması

amacıyla kullanılmak üzere işletiminin Atık Yönetimi Müdürlüğü tarafından yapılması uygun görülmüştür.

Bu arazilerle ilgili olarak Hayvan Hakları Federasyonu tarafından Belediyemiz aleyhine açılan davada,

dava dosyasının ve bilirkişi raporlarının incelenmesinden; arazilerin özellikli ve belirli bir topografyaya

sahip olduğu, engebeli ve tepeli çukurların yer aldığı, göletçiklerin bulunduğu ve göçer kuşların konaklama

yeri olduğu, bu nedenle dava konusu arazilerin döküm sahası olarak kullanılamayacağı sonucuna

varıldığından, 17.0 8.2008 tarih ve 1739 sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclis Kararında hukuka ve

kamu yararına uyarlık bulunmadığından, 2577 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın

yürütmenin durdurulmasına İstanbul 5. İdare Mahkemesinin ilgi (c) yazısı ile oy birliğiyle karar verilmiştir.

Ayrıca söz konusu arazilerin bazılarında yüksek gerilim hatlarının bulunması, İSKİ'nın atıksu ve yağmur

suyu kanal çalışmalarının bir kısmını yapmış olması ve bu yüksek gerilim hatları ile kanalların deplase

edilmesinin doğurabileceği olumsuzluklardan dolayı bu alanlarda dolgu çalışmalarına başlanılamamıştır.

Bu nedenlerle söz konusu alanlardaki rekreasyon amaçlı dolgu çalışmalarına başlanılamadığından,

İstanbul Defterdarlığı ile Başkanlığımız arasındaki 12/06/2008 tarihli protokolün iptali hususunda karar

alınmak üzere, yazımızın Belediye Meclisine havalesini olurlarınıza arz ederim denilmektedir.

11

KOMİSYON GÖRÜŞÜ:

Teklif konusu, 17.08.2008 tarih ve 1739 sayılı İstanbul Büyükşehir Meclis kararıyla İstanbul,

Büyükçekmece Kıraç Beldesi Çakmaklı Mahallesinde bulunan149 ada 3, 24, 26 27 parsel ve 150 ada 3

parsel no'lu araziler ile Kıraç Beldesi, Namık Kemal Mahallesinde bulunan 621, 622, 1623, 1624, 1625,

1642, 1643 ve 1698 parsel sayılı taşınmazların hafriyat toprağı dolgusu ile rekreasyonun sağlanması

amacıyla İstanbul Defterdarlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında imzalanan 12.06.2008

tarihli protokolün dayanağı olan Meclis Kararı İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 2008/1476 esas ve

10.08.2009 tarihli kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anlaşıldığından işbu protokolün iptali

komisyonumuzca uygun bulunmuştur.

Meclisimizin Onayına Arz Olunur.

 

 

Av. Osman KIDIK Av. Abdullah GÜLER Av. Ahmet LÜTFİ AKKUŞ

Hukuk Komisyon Başkanı Başkan Vekili Raportör

Av. İsrafil KAHRAMAN Av. Zümbül ODAMAN TAŞKIN Av. Çetin ELEVLİ

Üye Üye Üye

Av. Eser GÜR Av. Nimet KARABULUT Av. Tuncer ÖZYAVUZ

Üye Üye Üye

Rasim KEKLİK A.Halide ÜMİTFER Ayfer ZEYLAN

Çevre ve Sağlık Başkan Vekili Raportör

Komisyon Başkanı

Ebru KAHRAMAN Hayrullah HASDEMİR Mehmet AKDAŞ

Üye Üye Üye

Mehmet DEMİROK Dr.Sebahattin MERİÇ Prof. Dr. M. Rüstem OLGA

 

 Mahkeme  kararı ve konuyla ilgili önceki gelişmeler için lütfen buraya tıklayın

 

800x600 Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE MicrosoftInternetExplorer4

Belediyeye karşı hayvan hakları zaferi!

MEHMET DEMİRKAYA T24

Hayvan Hakları Federasyonu(HAYTAP),  İstanbul Büyükşehir Belediyesi aleyhine açtığı davayı kazanınca,  Büyükçekmece Gölü havzasında hafriyat döküm alanı olarak kullanılan arazinin protokolü  Belediye Meclis kararıyla iptal edildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2008’de,  Büyükçekmece Kıraç Beldesi sınırları içindeki büyük bir alanı, “hafriyat toprağı dolgusu ile rekreasyonun sağlanması” için Maliye Bakanlığı’ndan izin aldı. Büyükşehir Belediyesi bu izin ile söz konusu arazinin 10 yıllığına kendilerine kiraya verilmesi için İstanbul Defterdarlığı ile bir protokol yaptı.

HAYTAP’ın itirazı

Büyükçekmece Gölü havzasındaki söz konusu arazinin hafriyat toprağı ile doldurulmasıyla ilgili alınan Belediye Meclis kararın iptali için HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı avukat Ahmet Kemal Şenpolat, İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

Şenpolat, oldukça uzun olan dava dilekçesinin girişinde, itiraz gerekçeleri için şunları belirtmişti:
“Adı geçen bu karar(Belediye Meclis kararı) her ne kadar doğa, çevre ve insan sağlığı açısından iyi bir kararmış gibi gözükse de ekli fotoğraflardan, bilimsel mütalalardan tespit de edileceği  üzere adı geçen parseller zaten yeşil alan olup, özellikle baraj göl havzası içinde olmasından dolayı, gerek sincapların, tavşanların,  kekliklerin, tilkilerin, kuşların, kaplumbağaların  barınma yeri olduğu gibi göçmen kuşların da yüzyıllardır Marmara Denizi’nden sonraki mecburi  uğrak ve dinlenme yeridir. İlkbahar ve sonbahardaki göç sırasındaki son istasyondur. Bir diğer değişle bu bölge zaten doğal yaşama alanı olup, çevresel atıkların , molozların buraya kontrolsüz bir şekilde dökülmesi şeklinde devam eden pratik uygulama (de fakto eylem), hukukileştirilerek (de iuri) hale getirilip, fiilen ve yasal olarak korunabilecek şekilde bir kılıfa sokulmak istenmektedir.

Söz konusu parseller meclis kararında anılanın aksine çöp alanı değildir. Yüz binlerce insanın ve hayvanın yaşadığı, temel su ihtiyaçlarını, temiz hava ihtiyaçlarını karşıladığı hele hafriyat döküm alanı hiç değildir. Pratikte böyle bir şey yapılıyor olsa bile koruma görevini yerine getirmeyen yine idarenin kendisidir. Kaldı ki, bu bölge, İSKİ ve Jandarma çevre timi tarafından sıkı bir şekilde korunmaya çalışılmaktadır. Eğer böyle bir ihmal varsa davalı Büyükşehir belediye başkanlığının zabıta ekiplerinin bu alanları isterlerse kontrol edip, korumayı daha sıkı hale getirebilme ve bu doğal su havzasını etkin bir şekilde himaye etme şansları her zaman bulunmaktadır”. 


Yürütmeyi durdurma kararı


HAYTAP’ın 2008’de açtığı davayla ilgili olarak İstanbul 5. İdare Mahkemesi, bilirkişi incelemesi de yaptırarak  10 Ağustos 2009’da yürütmeyi durdurma kararı verdi.

HAYTAP Yönetim Kurulu Başkanı avukat Şenpolat, “Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi temyize başvurdu. Dava şimdi Danıştay’da” dedi.


Belediye Meclisi kendi kararını iptal etti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Atık Yönetimi Müdürlüğü, HAYTAP’ın açtığı dava dosyasının ve bilirkişi raporlarının incelenmesini gerekçe göstererek, İstanbul Defterdarlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı protokolün iptali için Belediye Meclisi’ne teklif sundu. 2 Ağustos 2010 tarihli teklifi 12 Ağustos 2010 tarihli toplantıda değerlendiren İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, daha önce alınmış olan ve protokolün dayanağı olan Meclis kararını iptal etti. 

Büyükçekmece Gölü havzasının korunması için HAYTAP’ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne karşı 2 yıldır sürdürdüğü hukuk mücadelesi zaferle sonuçlandı.

 

Son Güncelleme ( Pazar, 22 Ağustos 2010 09:07 )

 

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvanlar/yunuslar/yunus_gosteri3_640_425.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Bakmayın Gülümsediklerine İçleri Kan Ağlıyor

Bakmayın Gülümsediklerine İçleri Kan Ağlıyor

Havuzlarda gösteri yapan yunuslara aslında eziyet edildiğini belirten bir grup dalgıç, geçen hafta protesto için daldı

The Cove-Koy belgeseliyle de gündeme gelen yunus esaretine ilişkin görüş ortak: “Gülümsemelerine aldanmayın,  yaşadıkları stres onları ülser yapıyor”

Son bir haftadır dünyada ve Türkiye’de tartışılan ortak bir konu var: Gösteri merkezlerinde havuzlara mahkum edilen yunuslar... Dünyada gündeme gelmesinin nedeni Japonya’daki yunus katliamını anlatan ve Oscar alan The Cove-Koy belgeseli Türkiye’de ise yunus gösteri merkezlerinin sayısının her geçen gün artması... Bu konuya dikkat çekmek isteyen Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) ve Sualtı Gazetesi geçen pazar günü “Özgür Yunuslar, Özgür Dalgıçlar” adı altında bir etkinlik düzenledi ve Türkiye’nin dört bir yanından yaklaşık 500 dalgıç yunuslar için daldı. Federasyon ve gazete talep üzerine bir de İstanbul’da dalış organize etti. Tarih 1 Ağustos 2010, yer ise Suadiye sahili.

FLIPPER DİZİSİ İLHAM VERDİ

Peki yunuslar ne zaman tutsak edilmeye başlandı? 1960’larda çekilen Flipper adlı bir dizi vardı. Dizideki beş yunusu senaryoya uygun hareket etmeleri için eğiten kişi Ric O’Barry idi. O yunuslardan biri intihar etti. O’Barry okyanuslardan alınıp havuza hapsedilen yunusun stres yaşadığını ve bilinçli olarak nefes almayı bırakıp intihar ettiğini söylüyor. O’Barry, bu işi bırakarak kendisini yunuslara adadı. Çünkü diziden sonra pek çok ülkede yunusların gösteri yaptığı havuzlar açılmıştı. Buna neden olmaktan hicap duyan O’Barry, Japonya’da yunus katliamını ve havuzların yunuslar için uygun olmadığını anlatan Koy adlı belgeselinde “Hayatımın 10 yılını yunusları eğitmek, son 35 yılını ise yunusları kurtarmak için harcadım” diyor.

ÇOCUK HAVUZUNA HAPİSLER

Bu belgesel başta Japonya olmak üzere tüm dünyada gürültü koparırken geçen şubat ayında Alanya’da bir havuzda dört yunusun peş peşe ölmesi HAYTAP’ı harekete geçirdi. HAYTAP Gönüllüsü  Öykü Yağcı, yunusların ölüm nedenini araştırdıklarını kendilerine havuz yönetimi tarafından “Havuzun çevresindeki zakkum yaprakları nedeniyle öldü” yanıtının verildiğini söylüyor. Fethiye Hisarönü’nde açılan ve Yağcı’nın tabiriyle çocuk havuzu büyüklüğünde olan havuza iki yunusun konulması ise bardağı taşıran son damla oldu. HAYTAP İstanbul Temsilcisi ve dalgıç Ege Sakin, geçen hafta Antalya Gazipaşa’da evlenen Özlem ve Barcın Akkoca çiftinin düğününde “Madem düğüne katılan herkes dalgıç. O zaman düğün sonrası dalış yapalım ve bu dalışı tutsak yunuslara ithaf edelim” önerisi getirdi. Bu gelişmeyi internet sitelerinde duyurunca ise büyük bir eyleme dönüştü.

Stresten ülser oluyorlar

TÜRKİYE’DE bir televizon kanalında gösterilen The Cove-Koy belgeselinde Flipper dizisinde yunusları eğiten Ric O’Barry, okyanusların sevimli canlıları hakkında şu bilgileri veriyor:

• Yunusun yüzündeki gülümseme, doğadaki en yanıltıcı algıdır. Bu onların fizyolojik özelliği.

•  Yunuslar, günde 60 km yüzer, beslenir ve sosyalleşirler. Onları havuzlara kapattığınızda bu özgürlüklerini ellerinden alırsınız.

•  Yunuslar, stres altıında ülser olur. Yunus gösteri merkezlerinde onlara ülser ilacı veriliyor.

•  Yunuslar bilinçli nefes alıp verir, eğer hayat onlar için dayanılmaz bir hale gelmişse nefes almayı bırakıyor.

•  Bir yunusun fiyatı 150 bin dolar. Karayipler’de yunus satan kişiler yılda 2-3 milyon dolar kazanıyor. Yunusun ölüsü ise 600 dolar.

•  Japonya Taiji’de yunusların göç yollarına tuzak kurup onları tutsak ediyorlar. Bazılarını gösteri merkezlerine, bazılarını ise kesip balık eti adı altında satıyorlar.

•  Japonya’da halk balık eti diye yunus eti yediğinin farkında değil. Ayrıca yapılan araştırmalara göre yunus eti yüksek oranda cıva içeriyor.

Bizim için balayıydı!

Geçen pazar düzenlenen “Özgür Yunuslar, Özgür Dalgıçlar” eylemi sualtı hekimi Özlem ile dalgıç Barcın Akkoca çiftinin düğününde başladı. Akkoca çifti arkadaşları Ege Sakin’in önerisiyle balayına gitmek yerine yunuslar için daldıklarını  belirterek “Bizim için unutulmazdı” diyor.

Türkiye’de 13 havuz faaliyette

ÖYKÜ Yağcı, Türkiye’de 13 yunus havuzu olduğunu belirterek “Bunlardan bazıları yalnızca gösteri, bazılara da yalnızca yunus terapisi adı altında faaliyet gösteriyor. Ancak Türkiye’nin de imza attığı Bern Sözleşmesi (Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi) yunus avını, ticaretini ve alıkoyulmasını yasaklıyor. Sokakta tefler eşliğinde göbek atan, ayakları ateşle kavrulmuş bir ayı ne kadar abesle iştigalse, danslar ve şovlar eşliğinde havalarda zıplayan yunuslar, foklar ve balinalar da o kadar yapay. Lütfen yunus gösteri merkezlerine kimse gitmesin” diyor.

İnci Döndaş

idondas@stargazete.com

 

 

 



Son Güncelleme ( Cumartesi, 17 Temmuz 2010 22:00 )


Warning: mkdir() [function.mkdir]: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 108

PETA, Kartal Belediyesine ”Hayvan Refahı” plaketi verdi

PETA, Kartal Belediyesine ”Hayvan Refahı” plaketi verdi

Kartal / İstanbul / Gerlingen, 8 Haziran, 2010 – Hayvan hakları organizasyonu PETA Almanya, Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Orhan İspekter’ e “Hayvanlar için Kahramanlık Yapanlar” adlı bir sertifika göndererek, kendisine, hayvan hakları federasyonu HAYTAP’la başlattıkları işbirliği ve ilçedeki evsiz hayvanlara yönelik çabalarından dolayı teşekkür etti.

PETA, Kartal Belediyesinin bu çalışmalarının, diğer  belediyelere,  evsiz kedi ve köpeklerin nüfus fazlalığına etkin ve insani yöntemlerle çare bulunması için örnek oluşturmasını diledi.

PETA Almanya sözcüsü Nadja Kutscher, “Kartal’dan bu harika haberleri almaktan dolayı çok sevinçliyiz. Bu diğer belediyeler için iyi bir örnek olacaktır.” diyerek şöyle devam etti, “Evsiz hayvan nüfusunun fazla oluşuyla mücadelede, zehirleme, kitleler halinde öldürme gibi etkin olmayan ve acımasız yöntemler kullanılmamalıdır. Yegane etkin ve insani çözüm,  hayvanların kısırlaştırıldıktan sonra alıştıkları alana geri bırakılarak orada beslenmeye devam edilmesiyle mümkündür. Kısırlaştırıp yerine bırakmanın tek etkin yöntem olduğunu savunan sadece hayvan hakları aktivistleri değildir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de  köpek nüfusunun kontrol  edilmesi için en etkili stratejinin üremenin kontrolu oluğunu söylemektedir. “

Kartal Belediyesinin yapmaya karar verdiği rehabilitasyon merkezinde,  evsiz hayvanların  nüfus kontrolü için kısırlaştırılmalarının yanı sıra, hasta ve sakat hayvanlara tıbbi tedavi de uygulanacaktır. Sağlıklı hayvanlar kısırlaştırıldıktan sonra işaretlenerek alıştıkları yere geri bırakılacaklardır. Bunun yanı sıra, Kartal Belediyesi, sokaklarda, parklarda ve mahallelerde evsiz kedi ve köpekler için beslenme istasyonları yapacak, HAYTAP ile işbirliği içinde, yetişkinlere ve öğrencilere yönelik, evsiz kedi ve köpeklerle aynı mahallelerde barış içinde birlikte yaşamayı teşvik edici eğitim programları başlatacaktır.


08.06.2010

http://www.kartalgazetesi.com/7441-peta-kartal-belediyesine-hayvan-refahi-plaketi-verdi 


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/kitap_poster_brosur/geo_dergi_haytap_800_537.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Haytap Görselleri Geo, Alem ve Fashion Vip Dergilerinde

Haytap Görselleri Geo,  Alem ve Fashion Vip Dergilerinde

Haytap’ın sosyal sorumluluk kapsamında yürüttüğü “YAŞAM ELLERİNİZDE” kampanyası ve “ONLARIN YAŞAM HAKKI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ ” kampanyası kapsamı başlıklı ilanlarına  GEO Dergisi,  Alem Dergisi ve Fashion Vip Dergisinde  yer verildi.. Kampanyamıza verdikleri destek ve katkıları için GEO, ALEM ve Fashion Vip Dergisine Canlar adına teşekkürler..

Geo Dergisi Nisan 2010 Sayısı Haytap İlanı - Yaşam Ellerinizde

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Alem Dergisi Şubat 2010 Sayısı Haytap İlanı - Yaşam Hakkı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fashion Vip Dergisi Nisan 2010 Sayısı Haytap İlanı - Yaşam Hakkı

 

Son Güncelleme ( Cumartesi, 01 Mayıs 2010 16:36 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/gazete_haberleri/petinfo1_800_1060.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Basından - HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu

Basından  - HAYTAP  Hayvan Hakları Federasyonu




Son Güncelleme ( Pazartesi, 15 Mart 2010 12:25 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/hayvan_dovusleri/denizlikopekdovusturenler05_559_443.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Köpek Dövüşleri - Hürriyet

Köpek Dövüşleri - Hürriyet

 Köpek dövüştürerek bahis oynatan sitede vahşet diyalogları

Hayvansever Çevre Mühendisi Ayşe Gıdak, bir süre önce internette www.kingbalak.com adında bir site keşfetti. Sitede, ithal edilmesi ve beslenmesi yasak olan pitbull, straffordshire bull terrier ve kangal gibi köpeklerin dövüş görüntüleri yer alıyordu.

Ayrıca bu dövüşlerle ilgili bahis de oynatılmaktaydı. Ayşe Gıdak, Telekomünikasyon Kurumu Bilgi İhbar Merkezi'ne başvurarak bu sitenin yasaya aykırı bahis oynattığı için kapatılmasını istedi. Bir süre sonra bir e-posta ile cevap geldi. Telekomünikasyon Kurumu, siteyi incelemiş, buradaki bahisleri sıradan bir spor müsabakası olarak değerlendirmişti ve sitenin kapatılmasına gerek duymuyordu. Oysa site, kanlı köpek dövüşü fotoğrafları ve videolarıyla doluydu ve üyelerini bahis sitelerine yönlendiriyordu.

Balak adlı bir kangal köpeği adına kurulan "Kingbalak Köpek Dövüşleri" sitesi, birbirinin gırtlağına sarılmış köpek fotoğraflarıyla açılıyor. Hem Türkiye'den hem de Japonya'dan Afganistan'a kadar dünyanın her yerinden köpek dövüşü fotoğraf, haber ve filmleri sitede yer alıyor. Buraya üye olanlar, aralarında dövüşler konusundaki fikirlerini, izlenimlerini, fotoğrafları, cep telefonuyla çektikleri filmleri paylaşıyorlar.

Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) gönüllüsü  Ayşe Gıdak, bu siteyi görünce harekete geçti. Telekomünikasyon Kurumu'nun web sitesindeki Bilgi İhbar Merkezi'ne form doldurarak, bahis oynatan köpek dövüşleri sitesi www.kingbalak.com'a erişimin engellenmesini istedi. Telekomünikasyon Kurumu ihbar merkezinden verilen yanıtta, teknik ve hukuki bir inceleme yapıldığı belirtildi. Yazıya göre, internet suçlarıyla ilgili 5651 sayılı kanun ile bahis ve şans oyunlarıyla ilgili 4728 sayılı kanun açısından site gözden geçirilmiş, ancak buna erişimin engellenmesi kararına yol açabilecek herhangi bir suç unsuru bulunamamıştı. Dilerseniz, diyordu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, adli mercilere başvurabilirsiniz...

Ardından başka HAYTAP üyesi hayvanseverler de aynı formu doldurarak sitenin kapatılmasını istedi, Ayşe Gıdak'a yollanan cevabın aynısı onlara da geldi.

BİR SÜRÜ SUÇ VAR AMA ONLAR ARASINA GİREMEDİ

Telekomünikasyon Kurumu'nun ihbar merkezinde suç saydığı eylemler şöyle sıralanıyor:

İntihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (5651 sayılı bilişim suçlarıyla ilgili kanunda, Türk Ceza Kanunu'na yapılan atıf)

Atatürk aleyhine işlenen suçlar (5816 sayılı kanun)

Futbol ve diğer spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları düzenlenmesiyle ilgili kuralların çiğnenmesi, sabit ihtimalli veya müşterek bahis oynatılması, oynanmasına yer veya imkan sağlanması (7258 ve 5728 sayılı kanunlar)

Telekom, bu suçlarla ilgili ihbarların, internet üzerinden form doldurularak, mail, telefon (0312-582 82) ve SMS ile yapılabileceğini belirtiyor.



İşte o satırlar  :

Site incelendiğinde, üyelerin kendi aralarındaki diyaloglar tüyler ürpertiyor. İşte biraz daha düzgün bir Türkçe ile verdiğimiz bazı konuşma örnekleri

Siteye adını veren Balak adlı köpek hakkında: Boş köpek olsaydı onun adına site açar mıydık be, o kadar cahil miyiz bizz... Hayvan dişsiz, kırık bacaklı, bu halde neler yapıyor; hala arkasından konuşurlar...

Samson ve İsli karşılaşması, Mayıs 22 / 2008: Maç tam 11 dak. sürmüştür ve komple izleyenler görmüştür. Maç bahisli idi ve sahibi damağı parçalandı diye köpeğini çekmek istedi. Devam etmiş olsa İsli çok daha darbe alırdı. Sonuçta, meydancılar bilir, o köpeğin bir daha icraatı olmazdı. Sahibi de gerekeni yaptı, yenilgiyi kabul etti ve bahsi de Erkan'a teslim etti.

Benim arkadaşta safkan staffordshire bull terrier var. 2 ay önce safkan pitbull'a bahisli kavgaya götürdük, ben gözlerimle gördüm, ikisi de 3 yaşında pitle kavga etti. 40 dk. sürdü, pitin arka bacağını kopardı, ayıramadılar. Fazla kalıcı bişi yoktu ama pit sonunda kopuk bacağıyla bi daha saldırınca staffordshire bull terrier parçaladı onu, yani sonuçta pit öldü. Arkadaş birkaç resim çekmişti, alırsam koyarım...

Panter Ailesi'nin yeni elemanı yamyam 3.5 aylık: Allah nazardan saklasın abi, hadi kolay gelsin, dövüştürsen bahisle, 250 m'ye (herhalde 250 milyon) aç bahisleri, bu köpek kazanmazsa şerefsizim...

Rottların çenesinin parçalayamadığı bir şeye rastlamadım. Macar ve antrenmanlı bir rott, pitbulu ezer, çizer ve sonunda yer. Rott, piti çamaşır gibi sallar. Benim arkadaşım, rott'unun dişlerini kestirmişti tehlikeli diye. Eğer pit, rott'u döverken video varsa, atın görelim. Ama Macar ve antrenmanlı olsun.

PİTBULLARI SİLAH GİBİ KULLANIYORLAR

HAYTAP Yönetim Kurulu Başkanı  Avukat Ahmet Kemal Şenpolat, yasak hayvanların internet üzerinden dövüştürülmesiyle ilgili şöyle diyor:

"5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 14. maddesine göre pitbull, terrier ve Japanese tossa gibi tehlike arz eden hayvanlarının üretilmesi, sahiplendirilmesi, ülkeye girişi, satışı ve reklamı, takası, sergilenmesi, hediye edilmesi yasak. Yasaya aykırı davrananlara hayvan başına 2 bin 500 YTL idari para cezası veriliyor.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sokulmuş olanların sahipleri 3 ay içinde hayvan koruma kurullarına bildirerek bunları kayıt altına aldırmak, 6 ay içinde kısırlaştırarak bu belgeleri il hayvan koruma kurullarına teslim etmek zorunda. Bu hayvanlar pratikte en çok kumar ve dövüş amaçlı kullanıldığından maalesef internet sitelerinde, petshoplarda hálá satılıyor. Daha da vahşi olsunlar diye sahipleri tarafından büyük bir işkenceye tabi tutuluyor, dövülerek, susuz bırakılarak, kamçılanarak yetiştiriliyorlar. Savcıların, il çevre müdürlüklerinin ihbarı üzerine satış yapılan, bunların alımını kolaylaştıran web sitelerini kapatmaları gerekir. İl çevre müdürlüklerinin de idari para cezasını uygulayıp en yakın barınağa hayvanı teslim etmeleri gerekir. Kişilik bozukluğu olan, aşağılık kompleksi olan insanlar, sokakta pitbull ile gezmeyi, belinde silah taşımakla eş görüyor."


Pako'nun Sayfası
HURRİYET


Son Güncelleme ( Perşembe, 18 Şubat 2010 11:50 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/gazete_haberleri/haberturk_dogakazandi_800_904.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Çevre Katliamı HAYTAP'ın Açtığı Dava ile Durduruldu. HABERTURK

Çevre Katliamı HAYTAP'ın Açtığı Dava ile Durduruldu. HABERTURK




























































































Mahkeme kararını ve daha önceden yaşananları hatırlamak için lütfen tıklayınız.


Son Güncelleme ( Perşembe, 04 Mart 2010 16:13 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/gazete_haberleri/cumhuriyetgazete3_300_225.jpg' for writing: No such file or directory in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

Hayvanlara İşkence SUÇ Kabul Edilmeli

Hayvanlara İşkence SUÇ Kabul Edilmeli

Dövüldüler, işkence edildiler, aç susuz bırakıldılar, tecavüze uğradılar. Suçlular ise en fazla bin lira para cezasına çarptırıldı. Neden mi? Çünkü kanun hayvanlara yapılan her türlü kötü muameleyi suç değil kabahat olarak görüyor. Kurban Bayramı’nda yaşanan son vahşet görüntülerinden sonra hayvan hakları savunucuları harekete geçti. Kanunun değişmesini, para yerine hapis cezası getirilmesini istiyorlar. Gandhi’nin, “Bir ülke hayvanlarına gösterdiği davranıştan belli olur” sözünü anımsatarak.

Kurban Bayramı geçti geçmesine ama zihnimizdeki o vahşet görüntüleri bir türlü gitmiyor. Gitmemeli de zaten! Yine yasak olmasına rağmen eline satırı alan sokaklarda hayvanların peşinden koştu, yine Boğaz kan gölüne döndü, yine hayvanlara birer canlı gibi davranılmadı... Son nokta Şanlıurfa’da bir kasabın yaptığı işkence oldu! Keseceği hayvanın peşinden koşmak istemeyen kasabın bulduğu çözüm resmen insanlık suçuydu aslında. Önce boğanın arka bacaklarını dizlerinden kesti, ardından hayvanı boğazından bıçakladı.

Üstelik bunun gibi tüyler ürperten olaylara, hayvan hakları ihlallerine, vahşet görüntülere maalesef sadece bayramlarda rastlamıyoruz. Hemen hemen her gün Türkiye’nin ayrı bir köşesinden sevimsiz haberler duyuluyor. Avşa Adası’nda öldürülen 50 sokak köpeği, Taksim’in simgesi olan “Ebru” isimli köpeğin dövülerek öldürülmesi, çöp arabasına canlı olarak atılan yavru köpek, kedi kesen ve kestiği kedilerle birlikte resim çeken 15 yaşındaki kız, Ankara’da bulunan toplu köpek mezarlığı ve köpek cinayetlerinin belediye ekipleri tarafından zehirli iğnelerle yapıldığı iddiası, Başakşehir Belediyesi Hayvan Barınağı’ndaki 280 hayvandan 130’unun selde boğularak ölmesi gibi iç acıtan olaylar hâlâ akıllarda... Sokaklarda itlaf edilen, yakılan, zehirlenen, taşlanan, asılan, açlığa ve susuzluğa bırakılan, tecavüz edilen, işkence yapılan köpek ve kedilerin sayısı azalmıyor.

Nedense bir türlü onların da birer canlı oldukları, canlarının yandığı kabul edilemedi bu toplumda. Niyeyse bir türlü sevilemedi hayvanlar çoğunluk tarafından, bitmedi gördükleri zulüm ve işkence. Peki ama neden? Nedeni anlamak güç aslında ama yine de bu konuda çalışan sivil toplum örgütleriyle konuştuk. Yasamız mı yeterli değil? Yoksa yasayı uygulayacak kişiler yeterince özenli davranmıyor mu? Ya da çoğu şeyde olduğu gibi hayvan hakları konusunda da dünyanın gerisinde kaldığımız için mi bu görüntülerle karşılaşıyoruz? Dünyadaki ilk “Hayvanları Koruma Derneği”ni 1825’te İngilizler kurdu. Bizde ise ilk dernek, bundan neredeyse yüz yıl sonra 1955’te Ankara’da kuruldu. Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi, Uluslararası Hayvan Hakları Birliği’ne bağlı birlikler tarafından 1977’de kabul edilirken bizim Hayvanları Koruma Kanunumuz 2004’te Meclis’ten geçti. Üstelik yasanın ne kadar yeterli olduğu, cezaların ne kadar caydırıcı olduğu da tartışılır. Bugün hayvanlara yapılan eziyetlere verilebilecek en büyük ceza sadece bin liralık bir para cezası. Peki bu yeterli mi? Ne yapılması gerekiyor? Yanıt hayvan haklarını savunan sivil toplum örgütlerinden... l

 

Av. AHMET KEMAL ŞENPOLAT (Hayvan Hakları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı)

Eziyet “kabahat” değil “suç” olmalı

Hayvanları koruma kanunumuz “Kabahatler Kanunu” kapsamında olduğu için hayvanlara eziyet edenler mahkemede yargılanamazlar. Türkiye’de hayvanlara yapılan her türlü kötü muamele kabahat olarak kabul edilir. Yani kapalı alanda sigara içen nasıl mahkemeye çıkmıyorsa, hayvanlara kötü muamele eden de aynı şekilde yargılanamıyor. Hayvanları koruması gereken yasanın tek yaptırımı idari para cezasıdır. Yani fail bulunursa ona il çevre müdürlüğü tarafından para cezası kesilir, para da devlet kasasına gelir olarak kaydedilir. Hayvan işkence çeker, devlet de para kazanır! Şu an sistem böyle. Ayrıca para cezaları oldukça az olduğu için bu cezaların hiçbir caydırıcılığı da yok. Parası olan ya da belediye başkanı gibi dokunulmazlığı olan yine aynı katliamı yapabilir. Tüm mücadelemiz, bu yasanın kabahatler kanunu kapsamından çıkması, hayvanlara eziyet edenlerin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi mahkemelerde yargılanabilmesi ve suçlarının sabıklarına işlenebilmesi için. Çünkü hayvanları, hayvan hakları savunucuları kadar yasa korumalıdır. Şu anda hayvanlara karşı meydana gelen tüm kötü muamelelere en iyi olasılıkla 250 TL ile bin TL arası para cezası kesilebiliyor. Oysa cezalar caydırıcı olmalı!

Bu yüzden kesinlikle yasa değişitirilmeli. Biz Hayvan Hakları Federasyonu olarak, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu ve İstanbul Veteriner Hekimler Odası ile birlikte yeni bir yasa teklifi sunduk. Bunu üç milletvekili (CHP’den Bülent Barakalı, MHP’den Necati Özensoy ve AKP’den Nedim Öztürk) kabul etti ve teklifi Meclis’e sundu. Yeni yasa şu an Meclis’te komisyona gelmesi için bekliyor. Şimdiye kadar sesimizi duyurmak için imza kampanyalarından eylemlere kadar pek çok etkinlik yaptık, devam da edeceğiz. l

 

BİRGÜL RANO (THKD Başkanı)

Kadro yetersiz, cezalar kesilmiyor...

Bizim yasamız aslında çok kötü değil, asıl sorun yasanın uygulanmaması. Cezalar kesilmiyor, denetimler yapılmıyor. Yasayla ilgii çalışmaları yapacak Çevre ve Orman Bakanlığı’nın kadrosu yetersiz. Yasanın yasakladığı konularda denetlemeler yapılmıyor, önlemler alınmıyor çünkü yetkili birim olan bakanlık etkili olamıyor. Genel müdürlükler, il ve ilçe çevre müdürlükleri zorunlu olmalarına rağmen yasayı uygulamıyor. Bu konuyla ilgilenmesi gereken taraflar maalesef konuya karşı ilgisiz ve sorumsuz. Zaten ilgililerin birçoğunun yetkilerinden haberi yok. Mesela Pitbull gibi tehlikeli ırk köpekler denetlenmeli ama yapılmıyor. ‘Petshoplar’daki canlı hayvanların durumu içler acısı ama yine bir şey yapılmıyor. Bir de hayvanlara yapılan zulümler var tabii! Durum içler acısı. Hâlâ ülkemizde hayvanlar canlı olarak, acı çeken bir varlık olarak değil de mal gibi düşünülüyor. Bunun en önemli nedeni eğitimsizlik. Hayvanların da canlı olduğu, korumaya ihtiyaç duyduğu düşünülmüyor. İnsanlar bu anlamda eğitilmeli. Bir de televizyonlar gençleri vahşete özendiriyor ve bu da gençleri etkiliyor.

Şanlıurfa’da gerçekleşen vahşet inanılmaz gerçekten! Üstelik orada devlet görevlileri de, bürokratlar da varmış ancak kimse müdahale etmemiş. Oysa yetkililer yetkilerini kullanmalı. Mesela hayvanların kötü koşullarda olduğu “petshop”lar kapatılmalı... Denetlemeye gidenler, yalvarma yakarma ya da çay kahve ikramı sırasında kurulan geçici dostluklar yüzünden cezaları uygulamıyor. Sanki o yapılan suç değilmiş gibi... Hiç bir şeye hoşgörümüz yok, ama konu hayvanlar olunca tüm yapılanlara hoşgörü gösteriyoruz ve cezayı uygulamıyoruz. Cezalar takip edilmeli ve yasanın hükümlerini yerine getirmeyenlere daha sert cezalar uygulanmalı. l

 

MURAT BEKHAN (Sahipsiz Hayvanları Koruma Derneği)

Halkı bilinçlendirmek gerek

Yasadaki cezalar “Kabahatlar Kanunu” olarak geçtiği için cezalar oldukça hafif. Bu cezalar kesinlikle değiştirilmeli ve ağırlaştırılmalı. Sadece kanun değişikliği de yetmez. Savcı ve hâkimlerin de bu suçu işleyenlere karşı bir suç işlenmiş gibi davranması gerekir. Bu anlamda eğitime tabii tutulabilirler. Savcılar genellikle kendi inisiyatiflerini kullanarak sözle hafif bir uyarı yapıyorlar ya da çok ufak bir para cezası veriyorlar. Oysa hayvanın da insan gibi bir canlı olduğunu unutmamak ve empati kurmak gerekir. Biz bu anlamda halkı biliçlendirmek için devamlı çalışıyoruz. Mesela 2006 yılından bu yana ilköğretimde 8. sınıfa kadar bu konularla ilgili dersler verdik, hayvanlara edilen zulmü anlattık. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ile birlikte 20 bin öğrenciye ulaştık. Ulaştığımız her öğrenciye hayvan hakkı kitapçığı verdik. Federasyon çatısı altında protestolar yapıldı. Zaten bir tek bizim sesimiz çıkınca ceza veriyorlar. Bu anlamda biz yapılanların peşini bırakmayacağız. Ne yazık ki içinde benim de yaşadığım toplumda kötü davranışlar iyilikle söylenen sözlerle engellenemiyor. Tıpkı annemizin babamızın bize sert davranması gibi, hayvanlara kötü davrananlara sert olmalı ve onlara cezalar vermeliyiz. Tabii kanunun yaptırım gücünün olması da çok önemli. Yani hayvanlara karşı suç işleyenlere ağır cezalar olmalı çünkü zulmün hayvana yapılması onu hafifletmez. Bugün danaya zulm eden, yarın karısına sinirlendiğinde onu da bacağından kesmeye kalkar. l

 

FATMA BALKANLI

Bir adım ilerisi insan öldürmek

Her sene bayramlarda aynı olayları yaşıyoruz ve Türkiye kan deryası oluyor. Dini vecizeleri yere getirmek için yola çıkıyorlar ancak sonuç dine karşı bir olay yaratıyor. Aynı yeryüzünde, aynı havayı soluyan canlılar olarak aynı evrende birlikte yaşıyoruz. Yasadaki cezalar çok komik. Psikolojimizi bozan o korkunç görüntülere bu cezalar çok az. Ben o görüntüleri izleyen herkesin “Bizim psikolojimiz bozuldu” demesini beklerdim aslında, ancak maalesef her olayda olduğu gibi bu Şanlıurfa olayında da susuksunluk ağır bastı. Oysa bu insanlık suçu! Dizleri üzerinde giden ve boğazı kesilen hayvvanın acısı kanal değiştirerek dinmez. Bu anlamda zor bir mücadelenin içindeyiz. Gandhi, “Bir ülke hayvanlarına gösterdiği davranıştan belli olur” demiş, ben buna çok inanıyorum. Şanlıurfa’da yaşanan vahşeti izleyen birçok kişi bu kişiyle ilgili suç duyurusunda bulunsaydı bu görüntüler bir daha yaşanmayabilirdi. Din adamlarımızı da eleştiriyorum. Kurban denince herkes ağzını bantlıyor, kimse konuşmuyor. Oysa birilerinin bir şey yapması gerekiyor, eline bıçak alan hayvan kesmeye kalkmamalı!

Hayvanlara yapılan eziyetlerin asıl nedeni sevgisizlik. Ne birbirimizi seviyoruz, ne etrafımızdaki canlıları seviyoruz. İnternet ve televizyonlar da çocukları vahşete yöneltiyor. Merhamet, acıma, sevgi kalmadı, insanlar makineleşti. O elindeki bıçakla boğayı kesen adamın hayatına bakmak gerekir. Hayvanı kestikten sonra zafer kazanmış gibi sırıtıyor, benimse tüylerim ürperiyor. Hayvan öldürmenin bir adım ilerisi insan öldürmektir. Dünyamızda hayvanların çok rolünün olduğunu, onlarla güzel şeyler paylaştığımızı insanlara göstermek gerekiyor. Bu anlamda medyaya çok iş düşüyor. Televizyonda beyni uyuşan çocukların hayvanlarla koşulsuz sevgiyi öğrenmeleri

ŞİRİN GÜVEN Cumhuriyet – 12/12/2009

 

Son Güncelleme ( Salı, 15 Aralık 2009 13:14 )


Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/home/haytap/public_html/images/resized/images/stories/sonhaber_798_667.jpg' for writing: Permission denied in /home/haytap/public_html/modules/mod_janews/helper.php on line 127

''Beni Terk Etme''Kampanyası Samsun'da Devam Ediyor

''Beni Terk Etme''Kampanyası Samsun'da Devam Ediyor



HAYTAP Samsun Temsilcisi Veteriner Hekim Yrd. Doç. Dr. Nilgün Gültiken, sevimli bir oyuncak olarak satın alınan hayvanların, en ufak bir sorun çıkardıklarında fırlatıp sokağa atıldığına dikkat çekti.

Belirli dönemlerde sokakların terk edilmiş cins hayvanlarla dolu olduğunu vurgulayan Nilgün Gültiken, HAYTAP'ın hayvan terkleriyle ilgili toplumu bilinçlendirici yönde yıl boyu sürecek kampanyasının sürdüğünü, Atakum Kent Konseyi'nin katkılarıyla Atakum sınırları içerisinde tüm bulvar boyunca afiş çalışmaların yapıldığını kaydetti.

"Evcil hayvan bakmak büyük sorumluluk isteyen bir iş" diyen Gültekin, "Hayvana iki ay bakıp, daha sonra sıkıldım diye sokağa atanlar büyük bir insanlık suçu işliyor. Onları alırken birlikte yaklaşık bir 15 yıl geçirileceği, onların da hastalanabileceği, sıkıntıları olabileceği kısaca ciddi bir sorumluluk gerektirdikleri düşünülmüyor.

Ayrıca Büyükşehir Belediyesi'nce kurulan Sahipsiz Hayvan Geçici Bakımevi'nde kısırlaştırmalar devam etmektedir. Sokakta gördüğümüz kulağı küpeli hayvanlar kuduz aşısı yapılmış ve kısırlaştırılmış hayvanlardır. 5199 sayılı yasa gereği belediyeler topladıkları hayvanları buldukları yere bırakmakla yükümlüdürler. Küpeli köpekler kısırlaştırılmış oldukları için bulundukları yerde üremezler ve bölgelerini koruyarak diğer hayvanların girmesini engellerler. Ancak başka yere bırakılırlarsa aynı bölgeyi kısırlaştırılmamış hayvanlar sahiplenir ve hayvan sayısı artmaya başlar.

O yüzden küpeli hayvanlardan çekinmeyelim ve mutfak artıklarımızı onlardan esirgemeyelim" dedi.


Kaynak : İHA

Konuyla ilgili diğer haber kaynakları :

Son Güncelleme ( Cuma, 13 Kasım 2009 23:26 )

Sayfa 1 > 5